Turkish-English translations for avukat:

lawyer · attorney · counselor · counsel · solicitor · advocate · defender · counsellor · barrister · mouthpiece · other translations

avukat lawyer

Ne tür bir avukat olduğunu bilmiyorum ama, kesinlikle ilginç bir adam.

I don't know what kind of a lawyer he is, but he's definitely interesting.

Aslında henüz bir avukat değilim.

I'm actually not a lawyer yet.

Bir avukat, ciddi bir kişi.

It's a lawyer, a serious person.

Click to see more example sentences
avukat attorney

Bakın, Bay Monroe, ben yanlış bir şey yapmadım ve avukat istemiyorum.

Look, Mr. Monroe, I didn't do anything wrong, and I don't want an attorney.

Ben, bugün bir boşanma avukatı ile görüştüm.

I, uh, met with a divorce attorney today.

Manhattan Bölge Avukatı, efendim.

Manhattan District Attorney, sir.

Click to see more example sentences
avukat counselor

Bu gerçekten gerekli mi, avukat?

This is really necessary, Counselor?

Bence burada çok yasal bir zemindesin, avukat bey.

I think you're on very firm legal ground here, counselor.

Bana borcun yok Avukat Bey.

You owe me nothing, Counselor.

Click to see more example sentences
avukat counsel

Kusura bakmayın Avukat Bey ama bu soru şu an uygun değil.

I'm sorry, Counsel, but the question is not relevant at this time.

Bir dakika. Crozier'a ihtiyacın yok. Müşterek avukatın onayına ihtiyacın var.

Wait a minute, you don't need Crozier's approval, you need your co-counsel's approval.

Şans eseri, karşı tarafın avukatı Tom Hoffman ile benzer durumlarda karşılaştım.

Luckily, I've dealt with Tom Hoffman, the opposing counsel, in similar situations.

Click to see more example sentences
avukat solicitor

Teşekkür ederim bayan, ama artık bir avukata ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.

Thank you, miss, but I don't think we need a solicitor any more.

Bir avukata ihtiyacım var yok mu?

Do I need a solicitor or not?

İyi bir avukat bul.

Get a good solicitor.

Click to see more example sentences
avukat advocate

David yaşlı, zengin bir eşcinseldi ve en büyük gay dergisi olan "Avukat almıştı.

David was a rich old queen who had bought the biggest gay magazine, The Advocate.

Leonard Goode profesyonel bir avukat.

Leonard Goode is a professional advocate.

Tamam, şimdi şeytanın avukatı olacağım.

Right, now, I'll be devil's advocate.

Click to see more example sentences
avukat defender

Ama yine de federal kamu avukatı olmak nankör bir işe benziyor.

But still, being a federal public defender seems like a thankless job.

Ben bir kamu avukatı olarak başladım.

I started as a public defender.

Sanık ve avukatlar, ayağa kalkın, lütfen.

Defendant and attorneys, rise, please.

Click to see more example sentences
avukat counsellor

Yaptığın her şey için teşekkürler, Avukat.

Thanks for everything you've done, Counsellor.

Affedersiniz, avukat bey, bu adil değil.

Excuse me, Counsellor, that's not fair.

Bu akşam ne okuyacağız avukat bey?

What shall we read this evening, Counsellor?

Click to see more example sentences
avukat barrister

Şey yeni bir savunma avukatı var.

Well, there's a new defense barrister.

Ama kendi avukatı tarafından değil.

But not by his own barrister.

Ben avukat değilim, ben sadece taksi şoförüyüm.

I am a simple taxi driver, not a barrister

Click to see more example sentences
avukat mouthpiece

Ona söyle temyiz için bana yeni bir avukat bulsun.

Tell him I want a new mouthpiece for the appeal.

Ne zamandan beri bir avukat aracılığıyla konuşuyoruz?

Since when do we talk through a mouthpiece?

Pablo Escobar'ın eski avukatı her neredeyse bundan gurur duyuyor olmalı.

Somewhere Pablo Escobar's former mouthpiece must be so proud.

Click to see more example sentences