Turkish-English translations for ayıran:

separating, separate · parting · dividing · distinctive · discriminating · other translations

ayıran separating, separate

Uzay gemisinin ayrılmasına, altı beş, dört, üç iki, bir.

Mark. Starship separation six, five, four, three, two, one.

Beni bir çingene olmaktan ayıran tek şey o madalyon Ajan.

That medallion is the only thing separating me from being a gypsy, suit.

Ne kadar çabuk ayrılırsak, o kadar iyi olur.

The sooner we separate it, the better.

Click to see more example sentences
ayıran parting

Uçak üç parçaya ayrıldı ama sadece iki kişi öldü.

The plane broke into three parts but only two people dead.

Senden sonra o gece, biz ayrıldıktan sonra

That night after you after we parted,

Ve o bunu ikiye ayırdı.

And then he parted it.

Click to see more example sentences
ayıran dividing

Omnia gallia in tres partes divisa est." "Tüm Galya üç parçaya ayrılmıştır.

omnia gallia in tres partes divisa est." "all Gaul is divided unto three parts.

Sparta toplumu ikiye ayrıldı: Spartalılar, Perioeci'ler ve Helotlar.

Spartan society was divided into Spartiates, Perioeci and Helots.

Bu kampları iki ceset ayırıyor.

Two corpses divide these camps.

Click to see more example sentences
ayıran distinctive

Olağanüstü, uzamış üçüncü parmak başka ayırt edici bir grup özelliğidir.

The extraordinary, elongated third finger is another distinctive feature of the group.

Çok ayırt edici bir ayak izi.

It's a very distinctive footprint.

Tükürüğün çok ayırt edici bir kokusu var.

Hey, saliva has a very distinctive smell.

Click to see more example sentences
ayıran discriminating

Evet, biz ayırt etmeyiz.

Yeah, we don't discriminate.