Turkish-English translations for ayakkabıcı:

cobbler · shoemaker · shoe · other translations

ayakkabıcı cobbler

Her neyse, ayakkabıcı için bir adres buldum.

Anyway I got an address for the cobbler.

Beatrice bir tabak getirdi Ona elma ayakkabıcı ve.

Beatrice brought a dish of her apple cobbler.

Evet, Phaedra da öyle yapmıştı, ayakkabıcının karısı.

Yeah, well, neither did Phaedra, the cobbler's wife.

Click to see more example sentences
ayakkabıcı shoemaker

Dinle bak. Bir varmış bir yokmuş, bir tane ayakkabıcı varmış.

Listen, once upon a time, there was this shoemaker.

Ayakkabıcı Meyer'in kızı değil misin sen?

Aren't you the shoemaker Meyer's daughter?

Beni Teksaslı bir ayakkabıcıya sattın?

You sold me to a Texan shoemaker?

Click to see more example sentences
ayakkabıcı shoe

O sadece bir ayakkabıcı.

He's just, like, shoes only.

Ben Buck, seni seyyar ayakkabıcı moron.

I am Buck, you shoe-peddling moron.