Turkish-English translations for aydınlatmak:

enlighten · illumine, illuminate · light · to enlighten · to illumine, to illuminate · highlight · other translations

aydınlatmak enlighten

İyi ama belki bu senin için de aydınlatıcı bir deneyim olur.

Well, maybe this will be an enlightening experience for you, too.

O zaman lütfen aydınlat beni.

Then please enlighten me.

Devam et ve beni aydınlat.

Go ahead and enlighten me.

Click to see more example sentences
aydınlatmak illumine, illuminate

Evet, bu çok aydınlatıcı bir cevap.

Well, now that's a very illuminating answer.

Hiçbir şey bulamadım. Aydınlatıcı birşey.

I couldn't find anything particularly illuminating.

Park Avenue'da iki eşlilik skandalı, aydınlatıcı bilgiler, aydınlatıcı bilgiler!

Park Avenue bigamy scandal, most illuminating, most illuminating!

Click to see more example sentences
aydınlatmak light

Acil durum aydınlatması ve olay yeri çadırı istedim.

I've ordered emergency lighting and a scene tent.

Gökyüzünü aydınlat bu gece

Light the sky tonight

Nova, bizi aydınlat, hemen.

Nova, light us up, now.

Click to see more example sentences
aydınlatmak to enlighten

Ve bu aydınlatıcı sohbetten sonra ne düşünmeye başladım, biliyor musun?

And after this very enlightening conversation, you know what I'm starting to think?

Bu benim için de çok aydınlatıcı oldu.

It's been very enlightening to me too.

Leiber, Melchett, Fackhar, Hidalgo ve Roper Sizin gibi bir aydınlatıcı bir müşterimiz olduğu için çok şanslı bir reklam ajansıyız.

Leiber, Melchett, Farquhar, Hidalgo, and Roper are one lucky advertising agency to have a client as. .enlightened as yourself.

aydınlatmak to illumine, to illuminate

Çok aydınlatıcı. Özellikle de Shane Vendrell ile ilgili bölümleri.

Very illuminating, especially as it relates to Shane Vendrell.

Sonsuza dek aydınlatmak

To illuminate forever.

aydınlatmak highlight

Aya tarafından yok edilmiş sistemleri aydınlat.

Highlight systems destroyed by the Aya entity.