Turkish-English translations for ayrıcalıklı:

privileged, privilege · exclusive · special · exceptional · preferential · prerogative · other translations

ayrıcalıklı privileged, privilege

Onlar, ayrıcalıklı görünebilir onlar var onlar gibi görünebilir Dünyada her şey, ama onlar yok.

They might look privileged, they might look like they've got everything in the world, but they don't.

Ayrıcalıklı bir çocukluk mu geçirdin?

So you had a privileged childhood?

Bu otelde ayrıcalıklı bir konumum var Sam.

I have special privileges in this hotel, Sam.

Click to see more example sentences
ayrıcalıklı exclusive

Bu çok ayrıcalıklı.

It's very exclusive.

Çok ayrıcalıklı bir şey.

It is very exclusive.

Ayrıcalıklı bir röportaj.

An exclusive interview.

Click to see more example sentences
ayrıcalıklı special

Bu çok ayrıcalıklı oldu, değil mi?

That's very special, isn't it?

Onlar da özel, ayrıcalıklı ve kutsal mı?

Are they also special and gifted and divine?

Bu otelde ayrıcalıklı bir konumum var Sam.

I have special privileges in this hotel, Sam.

Click to see more example sentences
ayrıcalıklı exceptional

Bu akşam ortalama altındaki bir adam, ayrıcalıklı iki adam arasında seçim yapacak.

Tonight a below average man is going to choose between two exceptional men.

ayrıcalıklı preferential

Bu ayrıcalıklı muamele değil.

This is preferential treatment.

ayrıcalıklı prerogative

Mutlak ve tüm güç, üstün olma, tek otorite, ayrıcalıklı ve yargı yetkisi.

plenary, whole and entire power, pre-eminence, "authority, prerogative and jurisdiction.