Turkish-English translations for ayyaş:

drunk · drunken · drunkard · boozy · wino · SOT · drinker · lush · soak · other translations

ayyaş drunk

Çünkü o bir ayyaş, ya sen!

Because he was a drunk, you are!

Hayır, Danny, o ayyaş değil.

No, Danny, he's not drunk.

Nerede bu ayyaş herif?

Where is that damn drunk?

Click to see more example sentences
ayyaş drunken

O ayyaş, aptal bir domuz.

He's a drunken, stupid pig.

O yaşlı ayyaş bir korkak ve seni yıkıma sürüklüyor.

He's a drunken old coward, and he's dragging you down.

Ayyaş kedi! Beni ona götür!

Drunken Cat, take me to her

Click to see more example sentences
ayyaş drunkard

O, sadece bir ayyaş değil, aynı zamanda uyuşturucu bağımlısı.

He's not only a drunkard, but also a drug addict.

Beni ayyaş yaşlı bir adamla, evlenmem için zorluyor.

She's forcing me to marry an old man, a drunkard.

Ya ayyaş ya da yetenekli bir müzisyen.

The drunkard or the gifted musician. Huh.

Click to see more example sentences
ayyaş boozy

Heidegger, Heidegger Ayyaş bir dilenciydi

Heidegger, Heidegger was a boozy beggar

Heidegger, Heidegger Ayyaş bir

Heidegger, Heidegger was a boozy

Ve "Ayyaş" Barley Blair'e gönderilmiş.

And addressed to boozy Barley Blair.

Click to see more example sentences
ayyaş wino

Jake, tatlım, onlar ayyaş, evsiz barksız serseri.

Jake, honey they're winos and bag ladies. Lowlife.

Belki sana bir kaç ayyaş bulabilirim.

Maybe I could get you some winos.

Seni aptal ayyaş!

You stupid wino.

Click to see more example sentences
ayyaş SOT

Kral "Gaspçı" Osric 'in huzuruna götürüldüler. Bir zamanlar Lord'um gibi güçlü bir Kuzeyliydi ama şimdi yaşlı ve ayyaş.

They were taken to the hall ofKing Osric the Usurper, once a powerful Northman like my lord but now old and sotted.

İndir onu seni şişko ayyaş!

Get her down, you fat sot!

Seni sarhoş ayyaş.

You drunken sot.

Click to see more example sentences
ayyaş drinker

Ama o bir kumarbaz, bir ayyaş ve Neanderthal kafa yapısına sahip.

But he's a gambler and a drinker, with a Neanderthal mentality.

Babam tam bir ayyaş ve ifritin tekiydi.

My father was a drinker and a fiend.

Cook ayyaş olduğunu düşünüyor.

Cook thinks you're a drinker.

ayyaş lush

Neden bir ayyaş yerine şarkıcı bir yıldız olmadın?

Why ain't you a singing star instead of a lush?

Tam bir ayyaş.

What a lush.

Ne, ayyaş olmak mı?

What, the lush factor?

ayyaş soak

Oh Clayton, seni cine bulanmış ayyaş.

Oh Clayton, you gin-soaked sot.