Turkish-English translations for azaltmak:

reduce · decrease · diminish · down · relieve · to reduce · lessen · to decrease · other translations

azaltmak reduce

Evet, evet, bir toplantısı için burada, silahlı şiddet ittifakını azaltmak için.

Yeah, yeah, he's here for a meeting of his, uh, reduce gun violence coalition.

Alkol bağışıklık sistemini kötüleştirir, beyaz kan hücresi sayısını azaltır, karar vermeyi zorlaştırır ve bir de

Alcohol reduces the white blood cell count, which deteriorates the immune system and impairs judgment, and also

Ümit verici görünüyor, semptomları azaltıyor.

It looks promising, reducing symptoms.

Click to see more example sentences
azaltmak decrease

Yerçekimi ve moleküler bozulma azalıyor. Ama dışarıda parametreler normal.

Gravitational and molecular degeneration are decreasing, but outside acceptable parameters.

Her gün azalıyor beyin aktivitelerim.

My brain activity's decreasing every day.

Radar bilgisi, mesafe azalıyor çok hızlı azalıyor.

Radar plot, range decreasing. Decreasing very rapidly.

Click to see more example sentences
azaltmak diminish

Onun psişik amplifikatörü olmadan, gücü büyük ölçüde azaldı.

Without his psychic amplifier, his power is greatly diminished.

Bu bir eğitimci olarak güvenilirliğini azaltır.

It diminishes your credibility as an educator.

Metrelerce ilerledikçe basınç artıyor ve güneş ışığı azalıyor.

With every passing metre, pressure increases and sunlight diminishes.

azaltmak down

Su seviyesi tekrar azaldı.

Water level's down again.

Romulan "parçalayıcılarının" gücü azalıyor efendim.

Romulan disrupters are powering down, sir.

azaltmak relieve

Cinayet sadece gerilimi azaltır, Bay Curzan.

Murder merely relieves tension, Mr. Curzan.

Odaya oksijen veriyor, düşünmemi sağlıyor stresi azaltıyor.

It oxygenates the room, helps you think, relieves stress.

azaltmak to reduce

Bizim neokapitalist toplumumuz, resmi tutumlardaki dinsel düzenlemelerle sosyalist alternatifleri azaltıyor.

Our neo-capitalistic society reduces socialist alternatives to non-material adjustments of formal behaviour.

İşsizliği azaltmak için.

To reduce unemployment.

azaltmak lessen

Ama birlikte geçen her an acıyı azaltır.

But every moment together will lessen it.

azaltmak to decrease

Evet, sürtünmeyi azaltmak için.

To decrease friction, Yes.