Turkish-English translations for bölme:

compartment · chamber · bulkhead · dividing, divide · pod · bay · cubicle · section · splitting, split · partition · screening, screen · closet · fractionation, fraction · other translations

bölme compartment

Arka koltuğun arkasında gizli bir bölme var.

There's a hidden compartment behind the back seat.

Bu daha çok gizli bir bölme gibi,

But, this is kind of a secret compartment,

Gizli bir bölme olabilir mi acaba?

Could it be a secret compartment?

Click to see more example sentences
bölme chamber

Gizli bir bölme var.

There's a hidden chamber.

Bir casus; özel silahlar ya da gizli bölmeler görmüyorum.

Some spy; don't see any hidden chambers or special weapons.

Bölme şu anda güvenli.

The chamber is now safe.

Click to see more example sentences
bölme bulkhead

Bu bölmenin arkasında bir boşluk var.

There's a space behind this bulkhead.

Kilitli bölmeler, ölü vücutlar her yerdeydi.

Locked bulkheads. Dead bodies everywhere.

Bölmeyi açın yoksa Rose Tyler ölür.

Open the bulkhead or Rose Tyler dies.

Click to see more example sentences
bölme dividing, divide

Bu taksi anılarımı canlandırıyor. Ucuz vinil, plastik bölme, pis yerler.

Oh, this cab is bringing back memories: cheap vinyl, plastic divider, dirty floors.

Birkaç tane İsveçli denizci hücre, bakire bir amigo hücresini bölmeyi başardı.

Ooh, a couple of Swedish sailor cells just gang-divided a virginal cheerleader cell.

Şimdiye kadar çok fazla bölme ve çoğaltma işlemi var.

So far it's just a lot of dividing and multiplying.

Click to see more example sentences
bölme pod

Bu bölmeler endüstriyel sınıf ve neredeyse yok edilemezler.

These pods are industrial grade. They're nearly indestructible.

Yeni bölmeler önümüzdeki ay hazır olmalı.

New pods will be ready next month.

Senin gibi bölmede doğmuş bir sıskanın gönüllü olarak birliğimde ne işi var?

What's a pod-born pencil-neck like you doing volunteering for my Corps?

Click to see more example sentences
bölme bay

Beş numaralı bölme.

Bay number five.

Bölme üç hangarı açılıyor.

Bay three hangar is opening.

Boş depo bölmeleri.

Empty storage bays.

Click to see more example sentences
bölme cubicle

Bu dönem için özel bir bölme ayırttım.

I reserved a private cubicle for the semester.

Yeni büron, gerçekten küçük bir bölme değil.

Your new office isn't really a cubicle.

Ve bir bölme alıyorum.

And I get a cubicle.

bölme section

Arka bölüm, ana bölme.

Aft section, main chamber.

Son iki bölme de dürbünü ve susturucuyu barındıracak.

The last two sections house the telescopic sight and silencer.

bölme splitting, split

Eh, sen bölme tüyleri.

Eh, you're splitting hairs.

Sadece bölme tutar.

It just keeps splitting.

bölme partition

Arka koltuklarda iki LCD ekran ve ara bölmede şeffaşlaşabilen bir ekran var.

It's got two rear LCD TV screens, and a retractable electro transparent partition screen.

Bölme ses geçirmez olmalı.

The partition must be soundproof.

bölme screening, screen

Arka koltuklarda iki LCD ekran ve ara bölmede şeffaşlaşabilen bir ekran var.

It's got two rear LCD TV screens, and a retractable electro transparent partition screen.

bölme closet

Dolabın içinde ufak bir bölme var.

There's a small room inside the closet.

bölme fractionation, fraction

Kesirli sayıları bölme.

It's dividing fractions.