Turkish-English translations for böylece:

such · so · then · thus · therefore · in this way · other translations

böylece such

Evet ama böyle bir şey olmadığını biliyorsun sadece insanlar var ve yardım için seni arıyorlar.

Yeah, but you know there's no such thing. There's just people. And they're looking to you for help.

Bence böyle bir şey yapma

I don't think that's such a

Böyle küçük bir şey.

That's such a small thing.

Click to see more example sentences
böylece so

Yani böyle mi olsun, yoksa bunun gibi bir şey mi?

So is that what it is, or is it something like that?

Ben bir kadınım ama belli ki Böyle bir şey olmadı, yani

I'm a woman, obviously, but, um there's nothing like that, so

Bana hala kızgın o yüzden böyle yapıyor.

She's still angry with me, so she's doing this.

Click to see more example sentences
böylece then

Ama sonra böyle bir şey

And then something like this.

Pekala o zaman böyle ol işte.

All right then. Be like that.

Eğer böyle değilse sorunun ne olduğunu söyle bana.

If that's not it, then tell me what's wrong.

Click to see more example sentences
böylece thus

Böylece, eşi görülmemiş galibiyet serisi başladı. Buna dünyaca ünlü, "Kız Yiyen T-Rex" de dahil.

Thus began his unprecedented winning streak that included the world-famous "T-Rex Eating Girl.

Ve böylece Orta Dünya'nın dördüncü çağı başlamış oldu.

And thus it was. A Fourth Age of Middle-earth began.

Ve hikayemiz böylece başlar.

And thus our story begins.

Click to see more example sentences
böylece therefore

Ve böylece ben de sana asla güvenemem.

And therefore, I can never trust you.

"Huzursuz ruhun böylece

"Therefore, restless spirit

Böylece Soren yüksek sesle seslendi:

Therefore Søren shouted loud:

Click to see more example sentences
böylece in this way

Öyle ya da böyle, bu benim Vegas'taki son gecem.

One way or another, this is my last night in Vegas.

Sonsuz bir evrende olayların bir kez böyle gelişeceğini ve bunun o an olduğunu söylerdi.

That at lesat once in a infinited univers, events would happen that way, and this was that time.