Turkish-English translations for büfe:

buffet · bar · kiosk · sideboard · cupboard · other translations

büfe buffet

Senyorita Dolores Gomez yarın gece bir parti veriyor ve sen çok şık bir açık büfe hazırlayacaksın.

Señorita Dolores Gomez is giving a party here tomorrow night and you are to cater a very fancy buffet.

Bu bir aşk gemisi, açık büfe ve bando olmaksızın.

This is The Love Boat without the buffet and the band.

Ne kadar güzel bir masa, hem de büfeye yakın.

What a lovely table, so close to the buffet.

Click to see more example sentences
büfe bar

Orada açık büfe var, değil mi?

Isn't there there's an open bar, right?

Sadece izlemek için buradayım ve açık büfe için.

I'm just here to watch and enjoy the open bar.

Burada harika bir büfe var.

There's a great juice bar here.

Click to see more example sentences
büfe kiosk

Büfenin arkasında iki şüpheli var!

Two suspects behind the kiosk!

Yakınlarda bir büfe vardı.

There's a kiosk nearby.

Bay Ivanov'un Büfeleri

Mr. Ivanov's kiosks.

büfe sideboard

En büyüğünde son derece değerli bir büfe var bir Hepplewhite.

The largest contains an extremely valuable sideboard a Hepplewhite.

Bayan Dyas, bir Sheraton büfe satıyormuş.

Mrs Dyas is selling a Sheraton sideboard.

büfe cupboard

Kadınlar büyük büfeleri sever.

Women like big cupboards.