Turkish-English translations for büyükçe:

big · large · sizeable · sizable · other translations

büyükçe big

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

Bu gerçekten büyük bir problem.

That's a really big problem.

Evet büyük bir problem var.

Oh, yeah. There's a big problem.

Click to see more example sentences
büyükçe large

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Yaşam kadar büyük ve iki katı doğal.

It's as large as life and twice as natural.

Hayır, ama orada büyük bir yığın toprak sadece tarafından bahçe.

No, but there's a large pile of soil just by the garden.

Click to see more example sentences
büyükçe sizeable

Büyük ve ölümcül bir kalp krizi.

A sizeable and fatal heart attack.

Şey, o büyükçe bir kadındı.

Well, she's a sizeable woman.

Babası büyükçe bir miras bıraktı ona.

His father left a sizeable inheritance.

Click to see more example sentences
büyükçe sizable

Oldukça büyük bir kör nokta problemim var.

I've got a sizable blind spot, is my problem.

Verimlilik ücreti büyükçe pasta grafikler ve histogramlar, ayrıca hepsi de tam renkli.

It's productivity fare, sizable pie charts and histograms, all in full color.

Quark, az önce oldukça büyük bir servetten vazgeçtim.

Quark, I've just given up a sizable fortune.

Click to see more example sentences