Turkish-English translations for büyük:

big · great · huge · large · major · grand · massive · older · star · good · out · high · long · important · serious · enormous · tremendous · capital · tall · much of · full · mighty · most of · immense · wide · smart · senior · handsome · large-scale · ambition · grown-up · colossal · gross · severe · elder · substantial · precious · extensive · considerable · principal · adult · no end · remote · swingeing · healthy · sublime · stupendous · other translations

büyük big

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

Bu gerçekten büyük bir problem.

That's a really big problem.

Evet büyük bir problem var.

Oh, yeah. There's a big problem.

Click to see more example sentences
büyük great

Ve insanlar söylediler her şey gelen, o sadece bu büyük adam, biliyor musun oldu?

And from everything that people have said, he was just this great guy, you know?

Bu bizim için büyük bir onur.

It's a great honor for us.

Bu senin için büyük bir şans, Mary.

That's a great piece of luck for you, Mary.

Click to see more example sentences
büyük huge

Büyük bir problemim var ve sana ve kamerana son bir için ihtiyacım var.

I have a huge problem, and I need you and that camera of yours for one last job.

Dün gece Don'la büyük bir kavga ettik.

Don and I had a huge fight last night.

Sonra, Chuck hakkında büyük bir kavga yaptık.

Then, we had this huge fight about Chuck.

Click to see more example sentences
büyük large

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Yaşam kadar büyük ve iki katı doğal.

It's as large as life and twice as natural.

Hayır, ama orada büyük bir yığın toprak sadece tarafından bahçe.

No, but there's a large pile of soil just by the garden.

Click to see more example sentences
büyük major

O çok çok iyi. Ama çok büyük bir hata yaptı.

She is very good, but she made one major mistake.

Bu size büyük suç gibi gelmiyor mu?

That doesn't sound like a major crime to you?

Ama biliyorsun bu büyük bir operasyon.

You know, it's a major procedure.

Click to see more example sentences
büyük grand

Çok akıllı bir çocuk. Bir gün büyük bir imparator olacak.

He's a very clever little boy He'll make a grand emperor one day

Bu çok büyük bir söz.

That's too grand a word.

Evet, neredeyse sizi burada görmek kadar tuhaf, büyük jüriden ifadeleri sızdıran Bayan Nylhom ile birlikte.

Yeah, almost as funny as seeing you here, with Miss Nyholm, leaking grand jury testimony.

Click to see more example sentences
büyük massive

Londra'da aktif bir yeraltı terörist örgütü var ve büyük bir saldırı an meselesi.

There's an underground terrorist network active in London and a massive attack is imminent.

Bölgede çok büyük bir fırtına cephesi var.

There's a massive storm front moving through the area.

Bir de büyük bir ödül koymuşlar.

And there's a massive big reward.

Click to see more example sentences
büyük older

Benden büyük olduğunu ve patronum olduğunu biliyorum ama bunun bir önemi yok.

I know he's older and I know he's my boss, but it doesn't matter.

Çocuklar da öyle. En azından büyük olanlar.

So are the kids, at least the older ones.

Benden dört yaş büyük.

Four years older than me?

Click to see more example sentences
büyük star

Artık senin için yeterince büyük bir yıldız değil miyim?

What, am I not a big enough star for you anymore?

Akşam büyük bir yıldız olacaksın.

You'll be a big star tonight.

Beni çok büyük bir yıldız yapacak.

It's gonna make me a huge star.

Click to see more example sentences
büyük good

İyi günler, bayanlar ve baylar. Burada olmak, büyük bir mutluluk.

Good afternoon, ladies and gentlemen, it is my pleasure to be here.

Kim olduğunu biliyorum, ne kadar büyük, güçlü ve iyi biri olduğunu.

I know who you are, how big and strong and good you are.

Bak, ben karakteri büyük bir hâkimim ve senin iyi bir insan olduğunu biliyorum.

Listen, I'm a great judge of character, and I know you're a good person.

Click to see more example sentences
büyük out

İkimiz de biliyoruz ki bu büyük ve kötü bir dünya, Michael.

We both know that it is a big, bad world out there, Michael.

Bu büyük bir iş, bu heriften çok para kazanıyorum.

This is a big job, getting money out of this guy.

California'da büyük bir hıristiyan kampı, buradan bir kaç saat uzakta.

Big christian camp out in California, a couple hours from here.

Click to see more example sentences
büyük high

Ama ama bu büyük bir at.

But that's a a high horse.

Yerel lise futbolunda büyük bir isim için büyük bir gün.

A big day for a big name in local high-school football.

Çok yüksek bir Lama olmalısın; Büyük bir Tibet rahibi.

You must be a very high lama; a great Tibetan monk.

Click to see more example sentences
büyük long

Uzun bir süre için gerçekten büyük bir sır.

A really big secret for a long time.

Uzun koyu saçları ve büyük kahverengi gözleri var.

She's got long dark hair and big brown eyes.

Bu büyük numara her ne ise uzun bir süre önce tasarlanmış.

Whatever this grand trick is, it was designed a long time ago.

Click to see more example sentences
büyük important

Bu kadar önemli olan büyük haber ne? o kişi hakkında konuşmak zorunda mıyız?

What's this big news that's so important we had to talk about it in person?

Ve tüm zamanların en büyük en ilginç, en önemli kişisi olacak.

And be the greatest, most interesting, Most important person of all times.

Bunun benim en büyük, en önemli, en değerli şeyim olduğunu hissediyorum.

I feel like this is my biggest, most important, most precious thing.

Click to see more example sentences
büyük serious

Ama "Çok büyük bir hata" daha uygun bir isim olabilirdi.

But a very serious mistake might have been a better name.

O zaman adamın başı belada, büyük belada.

Well, then that guy is in serious, serious trouble.

Çok büyük bir hata yapıldı.

This is a serious mistake.

Click to see more example sentences
büyük enormous

Bay Brooks, bu çok büyük bir sorumluluk.

Mr. Brooks, this is an enormous responsibility.

Bu büyük bir sorumluluk, Generalim.

This is an enormous responsibility, General.

Gerçekten büyük bir daire buluruz inanılmaz bir banyosu olan

We'll get a really big flat with an enormous bathroom

Click to see more example sentences
büyük tremendous

Tam olarak bir şok değil ama görünüşe göre büyük bir sürpriz.

Not a shock, exactly, but obviously it was a tremendous surprise.

Raymond, seni burada görmek ne büyük bir sürpriz.

Raymond, what a tremendous surprise finding you here.

O zaman çok büyük bir hata yaptım.

So I've made a tremendous mistake.

Click to see more example sentences
büyük capital

Bir başka doğum günü Larry Appleton'a büyük bir F ile başarısızlığa mahkum bir başka yıl.

Well, another birthday another banner year of failure with a capital F for Larry Appleton.

Çünkü kapitalizm büyük bir çoğunluk için sömürü, aşağılanma ve baskı anlamına geliyor.

For capitalism means exploitation, humiliation, and repression of a vast majority.

Böylece ben de ona yazarım. Büyük K.

So I just write him capital K.

Click to see more example sentences
büyük tall

Bu büyük ve uzun bir hata.

This is a big and tall mistake.

O dimdik duran büyük bir savaşçı.

He's a Great Warrior standing tall.

O kadar uzun veya büyük değilim ama şimşek kadar çabuğum

I'm not that tall or big but I'm quick as lightning.

Click to see more example sentences
büyük much of

O kadar büyük bir sorun değil.

It's not much of a problem.

Şu an o kadar çok şey oluyor ki, ve çok güzel bu, ve büyük ama o kadar büyük ki biraz korkunç, ama güzel.

There's just so much right now, and it's beautiful, and it's big. It's so big, it's kind of awful too. But beautiful.

O kadar da büyük bir sır değilmiş.

It's not that much of a secret.

Click to see more example sentences
büyük full

Gerçekten iyi bir yere. güneşli büyük bir evi olan, çiçeklerle dolu bir bahçesi, çalan bir piyano sesi,

To a really good place. With a big sunny house, a garden full of flowers, the sound of piano playing,

Büyük bir yatak odası var, banyosu eksiksiz.

It's got a big bedroom and a full bathroom.

Benim küçük kalbim bi çeyreklikten daha büyük değil. Ama Fort Knox kadar dolu.

My little heart is no bigger than a quarter, but it's as full as Fort Knox.

Click to see more example sentences
büyük mighty

Çok büyük bir hazine kazandım ve senin için eve getirmek istiyorum.

But I've won a mighty treasure, and I wanna bring it home for you.

Bu çok büyük bir bardak viski olabilir Profesör.

Well, that's a mighty big drink of whiskey, professor.

Büyük ve kudretli bir haçın var, Charley.

That's a mighty big cross you got there, Charley.

Click to see more example sentences
büyük most of

Ve tüm zamanların en büyük en ilginç, en önemli kişisi olacak.

And be the greatest, most interesting, Most important person of all times.

Ama şimdi, muhtemelen kasabanın büyük kısmını kontrol ediyorlar kilise kulesi de dahil.

But now they probably control most of the town including the church tower.

Yani yılın en büyük, en görkemli ve önemli partisine mi?

I mean, the biggest, most glamorous, important party of the year?

Click to see more example sentences
büyük immense

Bu benim için harika bir gün, büyük bir zafer.

It is a great day for me, an immense victory.

Aynı şeyler bu kadınlar için de geçerli Atacama çölü çok büyük.

It's the same for these women as the Atacama Desert is so immense.

Yeni Muhafazakârlar, bu yeni politikaya karşı büyük bir muhalefet uyguladılar.

But the neoconservatives faced immense opposition to this new policy.

Click to see more example sentences
büyük wide

Aşağıda bazen bir, bir buçuk kilometre genişliğinde korkunç büyük bir nehir vardı.

It was a monstrous big river down there, sometimes a mile and a half wide.

Çok derin ve büyük mü?

ls it very deep and wide?

O çok büyük bir toptu.

That was a wide ball

Click to see more example sentences
büyük smart

Chris bir avukat ve annemle çalışıyor o yüzden büyük ihtimalle oldukça zekidir.

Chris is a lawyer, and he works with mom, so he's probably pretty smart.

Evet. Sen büyük ve zeki bir adamsın.

Yes, you are very big and smart.

Eskiden, ta ki öğrenmek için daha büyük ve zeki olana kadar.

Used to, until he got too big and smart to learn.

Click to see more example sentences
büyük senior

Çünkü sen büyük ortaksın.

Because you are senior partner.

Sen büyük ortaksın, baba değil.

You're senior partner, not a parent.

Bu büyük Japonya'nın memuru.. .

This senior official of Japan

Click to see more example sentences
büyük handsome

Çok büyük, çok yakışıklı ve çok büyük biri!

Oh, he's so big and handsome and big!

O, yakışıklı ve dinamik ve onun gerçekten büyük bir

He is handsome and dynamic, and he's got a really big

Hadi git büyük günün için yakışıklı ol biraz.

Now go get handsome for your big day.

Click to see more example sentences
büyük large-scale

Decima büyük ölçekli bir gözetim programı geliştiren özel bir istihbarat şirketi.

Decima is a private intelligence company developing a large-scale surveillance program

O yüzden büyük ölçekli ama küçük detayları olan bir şey.

So it's a large scale but with small details.

Sen büyük ölçekli bir silah teklif ediyorsun

You are proposing a large scale weapon.

Click to see more example sentences
büyük ambition

Bu benim sorumluluğum,en büyük tutkum.

It's my commitment, my greatest ambition.

Ama çok daha büyük ihtirasları var.

But he has much bigger ambitions.

Hayır ama çocukları için büyük emelleri vardı.

No, but he had great ambitions for his children.

Click to see more example sentences
büyük grown-up

Sen büyük bir kızsın, yetişkin bir kadın annenin her gün seni almasına gerek yok.

You're a big girl a grown woman, your mother doesn't need to pick you up every day.

Yetişkin çocuklar büyük yetişkin hataları yaparlar. ve sen haklıydın, değil mi?

Grown-up kids make big old grown-up mistakes. And you were right, weren't you?

Küçük bir kız için büyük bir isim gibi.

That's a pretty grown-up name for a little girl.

Click to see more example sentences
büyük colossal

Beş yıl önce Louisville'de bir gece Gatsby büyük bir tesadüf eseri kendini Daisy'nin evinde buldu.

One night in Louisville, five years ago Gatsby found himself at Daisy's house by colossal accident.

Bu kesinlikle büyük bir zaman kaybı oldu.

This certainly has been a colossal waste of time.

Bunun bir parçası olduğum için heyecanlıyım. Büyük bir ayrıcalık.

I'm excited to be a part of this colossal franchise.

Click to see more example sentences
büyük gross

Çok korkutucu ve iğrençti ama büyük bir olay değildi.

It was scary and gross, yes, but not a major episode.

Büyük görünüyor ama değil.

Looks gross, but it's not.

Bu, büyük bir klişe ve senin seviyenin altında.

That is a gross cliche, and it is beneath you.

Click to see more example sentences
büyük severe

Büyük hırsızlıklardan bir kaç sabıka, kokain bulundurma.

Several priors for grand larceny, possession of cocaine.

Bu oldukça büyük bir zıtlık.

That's rather a severe contrast.

Doğrusu elimde büyük bir proje var, ve ve birkaç gün elim kolum bağlı olacak.

Actually, I have this big work project, and and I'm gonna be tied up for several days.

Click to see more example sentences
büyük elder

Yaşlı ahbap, büyük gri sakal, sivri şapka.

Elderly chap, big grey beard, pointy hat.

Demek bu yüzden büyüğü çok seksi

That's why the elder is so hot.

Şeyh Rashid büyük kalabalıkları toplamaya devam ediyor.

The elderly Sheik Rashid continues to attract enormous crowds.

Click to see more example sentences
büyük substantial

Polis geldi ve itfaiye intihar takımı artı büyük bir kalabalık var.

The police have arrived and the fire department suicide team, plus a substantial crowd.

Kaçmak zorunda kaldıysanız, Gaeta ve Zarek'in arkasında büyük bir destek olmalı.

If you were forced to escape, gaeta and zarek must've had substantial support.

Üzgünüm, Roundfield, ama bizim kayıtlarımıza göre Brewster hala büyük ölçüde bir paraya sahip.

I'm sorry, Roundfield,. .but our records indicate Brewster still has a substantial amount of money.

Click to see more example sentences
büyük precious

Bunun benim en büyük, en önemli, en değerli şeyim olduğunu hissediyorum.

I feel like this is my biggest, most important, most precious thing.

Bu büyük bir sır, çok değerli.

It's a big secret, it's precious.

Oh adamım, bu gerçekten büyük bir baskı.

Oh, man, this is really precious.

Click to see more example sentences
büyük extensive

Çok büyük bir kitaplığım var.

I have an extensive library.

Büyük kapsamlı sinirsel hasarı var.

He has extensive neural damage.

Bir kızı var. Rosings Malikanesi'nin ve çok büyük bir mal varlığının mirasçısı.

One daughter, the heiress of Rosings and very extensive property.

Click to see more example sentences
büyük considerable

Zaten çok büyük bir indirim yaptım, Bay Fitzgerald.

I've already made a very considerable reduction, Mr. Fitzgerald.

Ama kocamla kararlastırmıstık. Bn. Brown, büyük baskı altında olduğunuzu anlıyorum.

But my husband-We agreed Mrs. Brown, I understand that you're under considerable pressure.

Frasier, şu Langer denen kadın elinde büyük bir güç bulunduruyor gibi.

Frasier, this Langer woman sounds if she wields considerable power.

Click to see more example sentences
büyük principal

Simonson, Borden ve Santini firmasının büyük ortağı.

Principal partner, Simonson, Borden and Santini.

Benden sonra gelenler, dedelerin, baban bu beyliği büyük bir devlet yaptılar.

My successors, your forefathers, your father turned this principality into a strong state.

Müdür olmak büyük bir iş.

Principal's a big job.

Click to see more example sentences
büyük adult

İki yetişkin dişi, bir yavru ve büyük bir erkek.

Um, two adult females, a juvenile and a big adult male.

Büyük ve meraklı bir yetişkin erkek.

A large and inquisitive adult male.

Ben tam bir yetişkinim, midem daha büyük.

I am a full-size adult, my stomach's much bigger.

büyük no end

O kadar büyük ki hiç sonu yok.

So great that it has no end.

Büyük kayıplar var ve görünürde bir son yok.

Massive casualties and no end in sight.

büyük remote

Büyük koltuk, kaliteli ekran, uzaktan kumanda.

Big chair, nice screen, remote control.

Bir tane sürücü bir tane büyük hareketleri kontrol eden operatör ve bir de yardımcı operatör.

A chassis driver, a remote operator to control major movements and a second auxiliary operator.

büyük swingeing

Chad'in ofisinde de büyük bir salıncak var.

Chad has a big swing in his office.

Savurmak için iki el gerektiren büyük bir kılıç değil bu.

This is not a greatsword that is needing two hands to swing it.

büyük healthy

Yani, o kadar büyük ve güçlü ve şey, o kadar sağlıklı görünüyorsun ki.

I mean, you're so big and strong and well, so darn healthy looking.

Ve bu hikaye ona şöhret, para ve büyük bir ego kazandırmıştı.

And the story of that fish brought him fame, fortune and a healthy ego.

büyük sublime

Bu akşam bir çıkış yolu göstermek benim için büyük bir zevk.

Tonight, it is my sublime pleasure to demonstrate a way out.

Her zamanki gibi büyük misafirperverlik gösterdin Alessandro.

Your hospitality, as usual, has been sublime, Alessandro.

büyük stupendous

Şu anda, muazzam büyüklükteki, bir zencefil yatağındayız.

We are now in a stupendous deposit of cinnabar.