Turkish-English translations for büyükanne:

grandma · granny, grannie · grandmother · Gran · nana · grandparents · grandmama · gram · other translations

büyükanne grandma

Bu bir çocuk diye düşündüklerinde, hamile bir kadını öldür. Bir büyükanne, bir polis.

And when they think it's kids, kill a pregnant woman, a Grandma, a cop.

İşte bu yüzden buraya geldi, büyükanne.

See, that's why he's here, grandma.

Büyükanne, bu doğru mu?

Grandma, is it true?

Click to see more example sentences
büyükanne granny, grannie

Her ailenin hasta bir büyük annesi vardır,.. ve Büyükanne C, gerçekten yaşlı ve korkmuş olmalı.

Every family has a sick grandmother, and Granny C just happens to be really old and really scary.

Bana büyükanne demeyi kes.

Stop calling me, granny!

O zaman sen yap büyükanne.

Then you do it, granny!

Click to see more example sentences
büyükanne grandmother

Artık büyükanne olduğunu düşünüyorsun ve bu da her şeyi değiştiriyor.

You were thinking that now you're a grandmother that changes everything.

Ben bir büyükanne gibi bakmak, ama herhangi bir torunum var mı?

I look like a grandmother, but do I have any grandchildren?

Büyükanne sana bir hediye verecek, bu da seni çok rahatlatacak.

Grandmother will give you a gift first, so that you find comfort.

Click to see more example sentences
büyükanne Gran

Büyükanne öldükten sonra büyük bir kavga ettik ve ona vurdum.

We had this big fight after Gran died and I hit her.

Söyle onlara büyükanne, ben bir sanatçıyım değil mi?

Tell them, Gran. I am an artist, aren't I?

Büyükanne. Bu o, değil mi?

Gran, it's him, isn't it?

Click to see more example sentences
büyükanne nana

Çok şirin olurlar Evet, ama Büyükanne, o kadar da şirin değil.

They're so cute. Yeah, well, the nana, not so cute.

Büyükanne için hazır değil misin?

You're not ready for the nana?

Büyükanne Bu senin için.

Nana. .this is for you.

Click to see more example sentences
büyükanne grandparents

Ailesi Charles ve Susan Sennett büyükanne ve babası William ve Gloria Sennett ve Gerald ve Marjory Finn daha birçok akraba ve arkadaşını.

Charles and Susan Sennett his grandparents, William and Gloria Sennett and Gerald and Marjory Finn and many relatives, friends and schoolmates.

İyi bir büyükanne olmanın güzel yanı bu.

That's part of being a good grandparent.

Evet buna büyükanne olmak deniyor!

Yeah, it's called being a grandparent!

büyükanne grandmama

Tom artık bir gazeteci büyükanne.

Tom's a journalist now, Grandmama.

İyi yaptık Büyükanne?

Did we do good, grandmama?

Büyükanne öldü mü?

Grandmama is dead?

büyükanne gram

Büyükanne, sana bir mektup var.

Gram, there's a letter for you.

Annie, büyükanne ve ben. Güzel resim çerçeveleri aldık.

Annie, Gram and I. Got some nice picture frames.