Turkish-English translations for büyükbaba:

grandpa · grandfather · granddad · grandad · grandparent · other translations

büyükbaba grandpa

Her neyse, büyükbaban ona araba ile çarptı ve sonra onu eve getirdi.

Anyway, your Grandpa hit him with the car and brought him into the house.

Büyükbabam sana hiçbir şey söylemedi mi?

Grandpa never said anything to you?

Büyükbabam hakikaten de harika bir futbol oyuncusuydu.

My grandpa was a really great football player.

Click to see more example sentences
büyükbaba grandfather

Bu adam senin büyükbaban değil.

This man is not your grandfather.

Büyükbaba hala hayatta mı?

Is the grandfather still alive?

Dedim ki, "Büyükbabam ne yapardı biliyor musun?

I said, "Do you know what my grandfather did?

Click to see more example sentences
büyükbaba granddad

Savaştan sonra, Büyükbabam Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Ve kuzey Oklahoma bir çiftlik satın aldı.

After the war, Granddad moved to the United States and bought a farm in northern Oklahoma.

Büyükbaba, beni duyuyor musun?

Granddad, do you hear me?

Anne, hâlâ büyükbabama söylemedin mi?

Mum, you still haven't told Granddad?

Click to see more example sentences
büyükbaba grandad

Büyükbaba Prentice, onun babası. Ama yaklaşık on yıl önce öldü.

Grandad Prentice, that's her dad but he died, like, ten years ago.

Bunlar olur, Queenie ama ne yaparsan yap sakın büyükbabamın orikülalarına yaklaşma.

These are fine, Queenie, but whatever you do, don't go near Grandad's auriculas.

Büyükbaba burada değil aptal sosis.

Grandad isn't here, silly sausage.

Click to see more example sentences
büyükbaba grandparent

Büyükbabalar, anne-babalar, onların oğulları ve kızları.

Grandparents, parents, their sons and daughters.

Bunlar büyükannen ve büyükbaban değil mi?

These are your grandparents, right?

Büyükannem, büyükbabam ve kardeşim de.

And my grandparents. My brother.

Click to see more example sentences