Turkish-English translations for büyütmek:

grow · raise · magnify · enlarge · dilate · larger · expand · enhance · augment · other translations

büyütmek grow

Görünüşe göre, bu şehirde herkes benden nefret ediyor, ve büyüyen hiçbir arkadaşım olmadı.

Apparently, everyone in this town hates me, and I never had any friends growing up.

Bir, iki, üç. Büyü!

One, two, three, grow!

Evet. Ama çok hızlı büyüyorlar.

But they grow up so fast.

Click to see more example sentences
büyütmek raise

Ve ayrıca, her ne olursa olsun ben bu bebeği büyütmek istiyorum.

And also that no matter what happens, I still want to raise this baby.

Ve o da küçük beni insan annemden çaldı ve beni sevgi, şefkat ve saygıyla büyüttü.

So, he stole little me from my human mother and raised me with love and tenderness and respect.

Beni o büyüttü.

She raised me

Click to see more example sentences
büyütmek magnify

Ama bu küçük bebek, sihirle büyütülmüş ve tamamen bana ait.

But with this little baby, the magic is magnified and becomes all mine.

Şimdi, dört kez büyüt.

Now, magnify four times.

Aldığımız yüksek frekanslı salınımlar, zamanı büyütülmüş ve ölçümlenmiş.

The high-frequency oscillations we received, time magnified and scaled.

Click to see more example sentences
büyütmek enlarge

Sonra Bay Anders onu benim için büyüttü.

Then Mr. Anders enlarged it for me.

Psikoz, karın ağrısı, plevral effüzyonlar büyümüş kalp, koma.

Psychosis, abdominal pain, pleural effusions, enlarged heart, coma.

Büyümüş lenf nodülleri var değil mi? Ama tekli değil.

She had enlarged lymph nodes, but it's not mono.

Click to see more example sentences
büyütmek dilate

Tony Mack, alnın terlemiş, büyümüş göz bebekleri, ne saklıyorsun?

Tony Mack, sweaty forehead, dilated pupils, what're you hiding?

Göz bebekleri sabit ve büyümüş.

His pupils are fixed and dilated.

Gözbebekleri sabit ve büyümüş.

Pupils fixed and dilated.

Click to see more example sentences
büyütmek larger

Ben yavaşça küçülürken o küçücük şey her geçen gün büyüyor.

I am slowly shrinking, while this tiny thing grows larger every day.

Organizasyonumuz her geçen gün daha da büyüyor.

Our organization grows larger every day.

Ve her gece bu yığın büyüyor, çirkinleşiyor.

And every night the heap's larger, uglier.

Click to see more example sentences
büyütmek expand

Ve belki o bize, bu şeyin neden büyüdüğünü anlatabilir.

And maybe he can tell us why this is expanding.

Ses ve müzik büyüyor ve genişliyor.

The sound and expanding the music.

Selam, Bryan, ben Gary Snyder, Büyüyen Aileler'den.

Hi, Bryan, it's Gary Snyder, Expanding Families.

Click to see more example sentences
büyütmek enhance

Arttır ve büyüt.

Enhance and magnify.

Durdur ve büyüt.

Freeze and enhance.

O kısmı büyüt ve netleştir.

Magnify this section and enhance.

Click to see more example sentences
büyütmek augment

Jonathan büyütme büyüsü yapmış.

Jonathan did an augmentation spell.