Turkish-English translations for bıçak:

knife · blade · knives · cutter · dagger · other translations

bıçak knife

Çok güzel bir bıçak. O da çok güzel bir kadın.

It's a beautiful knife, and she's a beautiful woman.

Bir ekmek bıçağı ve kendi kanı var.

That's a bread knife and his own blood.

Doug, lütfen şu bıçağı bana verir misin?

Doug, give me the knife, please.

Click to see more example sentences
bıçak blade

Melek bıçağı işe yaramaz çünkü ben artık bir melek değilim.

Angel blade won't work, because I'm not an Angel anymore.

Başka bir bıçak ver.

Give me another blade.

Katil uzun, düz bir bıçak kullanmış.

Killer used a long, smooth blade.

Click to see more example sentences
bıçak knives

Bir tabanca, bir tüfek ve birkaç tane de bıçak.

We got the pistol, the rifle, and a couple of knives.

Bir tane bıçak alıyorum, iki bıçak ve üç bıçak.

Then I get one knife, two knives and three knives.

Christine ve Jenny, siz de bıçak, çatal ve peçete bulun.

Anne, Christine and Jenny. Find the knives, forks and napkins.

Click to see more example sentences
bıçak cutter

İnşaat işçisi Henry Lee Bryce, çekiç ve maket bıçağı kullandı.

Construction worker Henry Lee Bryce used a hammer and a box cutter.

Altı fail, maket bıçakları ve bıçaklar bir silah, birde kamera.

Six perps, box cutters and knives, one gun and one camera.

Maket bıçağı ve mutfak bıçakları falan

Box cutters and kitchen knives.

Click to see more example sentences
bıçak dagger

Bir kadın bile, küçük bir bıçakla tehlikeli olabilir.

Even a woman with a dagger can be dangerous.

Margaret Johnny'e bakir bir bıçak verdi.

Margaret gave Johnny a virgin dagger.

Kavisli bir bıçağı olan, Şam çeliğinden bir hançer.

A dagger of Damascus steel with a curved blade.

Click to see more example sentences