Turkish-English translations for bırakmak:

leave · leave alone · let · stop · to · let go · drop · put · release · quit · to leave · to stop · to let · cut · put away · start · abandon · go away · to quit · place · lay off · to release · allow · leave off · drop out · surrender · ditch · desert · fire · give up · kick · grow · chuck · expose · fail · drop in · deliver · flunk · park · walk out · cease · disengage · relinquish · drive away · set going · to give up · void · plant · resign · dismiss · go without · desist · set off · start out · to abandon · lay down · put off · offload · concede · other translations

bırakmak leave

Hiçbir şey anne, her şey yolunda. Sadece biraz rahat bırak lütfen.

Nothing Mom, everything is fine, just leave me alone right now please.

Onu rahat bırak lütfen.

Leave him alone, please.

Efendim, lütfen bu işi bana bırakın.

Sir, please leave this to me.

Click to see more example sentences
bırakmak leave alone

Hiçbir şey anne, her şey yolunda. Sadece biraz rahat bırak lütfen.

Nothing Mom, everything is fine, just leave me alone right now please.

Hayır, hadi ama! Beni yalnız bırak.

No, come on, leave me alone.

Lütfen, beni sadece yalnız bırakabilir misiniz?

Please, can't you just leave me alone?

Click to see more example sentences
bırakmak let

Bırak sana yardım edeyim, çünkü şu an ikimiz de aynı şeyi istiyoruz.

Let me help you because now, we both want the same thing.

Jim lütfen, lütfen bırak onu.

Jim please, please, let him go.

Hayır, bırakın beni!

No! Let go of me!

Click to see more example sentences
bırakmak stop

Hayır, hiç iyi değilim, bu yüzden bırak tamam mı?

No, I'm not good at it, so just stop, okay?

Düşünmeyi bırak ve şu lanet topu fırlat!

Stop thinking and throw the damn ball!

Ama o bana yazmayı uzun zaman önce bıraktı.

He stopped writing a long time ago.

Click to see more example sentences
bırakmak to

Eve git ve bunu bana bırak.

Go home and leave this to me.

Sana her ne yaptıysa, onu rahat bırak ve yerine benim canımı al.

Whatever she did to you, leave her alone and take my life instead.

Bana önemli birşey bırak, sana vermem için.

Leave me an important thing to give you.

Click to see more example sentences
bırakmak let go

Lütfen beni bırakın, ben bir şey yapmadım.

Please let me go, I didn't do anything. Father!

Lütfen, onu bırak gitsin.

Please, just let her go.

Bırak onu dedim sana.

I said, let him go.

Click to see more example sentences
bırakmak drop

Sonra beni eve bıraktı ve doğruca eve gitti.

After that, she dropped me off and went straight home.

Bırak şunu yoksa anne ve babanı vuracağım.

Drop it or I'll shoot Mommy and Daddy.

Bir adam geçen hafta bunu bıraktı.

Some guy dropped this off last week.

Click to see more example sentences
bırakmak put

Dinle Jeff, silahını yere bırak ve her şeyi unutalım tamam mı?

Listen, Jeff, just put the gun down and we'll forget this whole thing, okay?

Bırak şu lanet olası şeyi!

Put that damn thing away!

Silahı yere bırak David.

Put the gun down, David.

Click to see more example sentences
bırakmak release

Bak, sevgili yaşlı babanı kaçırdım ve serbest bırakmak için bir milyon dolar istiyorum.

Look, I've kidnapped dear old dad and I want a million for his release.

Bir çoğu beş ay sonra serbest bırakıldı.

Most get released after five months.

Ve birden albay serbest bırakıldı.

And suddenly the Colonel is released.

Click to see more example sentences
bırakmak quit

Bir beyin gibi konuşmayı bırak ve normal bir adamın anlayacağı şeyler söyle.

Quit talking like a brain and say something that a normal man can understand.

Benim yönetmen işi bıraktı ve bana zeki, hırslı ve uyuşturucu bağımlısı olmayan birisi lazım.

My director quit and I need somebody who's smart, ambitious and not addicted to meth.

Ya sigarayı bırak ya da yeni bir çakmak al.

Either quit smoking or get a new lighter.

Click to see more example sentences
bırakmak to leave

Eve git ve bunu bana bırak.

Go home and leave this to me.

O halde bunu bana bırak.

Then leave it to me.

Evet, o işi bana bırakın.

Yeah, leave it to me.

Click to see more example sentences
bırakmak to stop

Ama bırak artık, tamam mı?

But you got to stop, okay?

Bir saniyeliğine komik olmayı bırak Tim ve dinle tamam mı?

Stop trying to be funny for one second, Tim, and listen, OK?

Artık beni kontrol etmeyi bırak.

Stop trying to control me.

Click to see more example sentences
bırakmak to let

Benimle bir anlaşma istiyorsun, tamam ama önce bırak onu gitsin.

You want to deal with me, fine, But, first, let him go.

New York'a geri dön ve bizi rahat bırak!

Go back to New York and let us be!

Onu canlı bırakmak için bir sebep yok!

There's no reason to let him go alive!

Click to see more example sentences
bırakmak cut

Eğer bir şey olursa, herhangi bir şey, herşeyi bırak ve koş.

If something happens, anything at all, you cut and run.

Buraya gel ve beni serbest bırak. Hemen!

Come over here and cut me loose, right now.

Altı saat önce serbest bırakılmış.

Cut him loose six hours ago.

Click to see more example sentences
bırakmak put away

Şimdi onu yere bırak ve geri çekil.

Now put it down And back away.

Bırak şu lanet olası şeyi!

Put that damn thing away!

Anne bırak şunu lütfen!

Mom, put that away, please!

Click to see more example sentences
bırakmak start

Oliver. Evlat gibi düşünmeyi bırak ve CEO gibi düşünmeye başla.

Oliver, stop thinking like a son and start thinking like a CEO.

Bırak yeni bir hayata başlasın?

Let him start a new life?

Çünkü sen bıraktığından beri ben kazanmaya başladım!

Because ever since you stopped playing, I started winning.

Click to see more example sentences
bırakmak abandon

Ama sonra bir şeytan kalbini çaldı ve o beni bırakıp gitti.

But then, a demon stole his heart, and he abandoned me

Arkadaşım beni az önce bıraktı.

My friend just abandoned me.

Bu çocuğun aklı havada ama onu bırakamam çünkü benim vaftiz oğlum o.

This kid is an airhead but I can't abandon him because he's my godson.

Click to see more example sentences
bırakmak go away

Yalnız bırak beni. Çık git ve beni yalnız bırak.

Leave me alone, go away and leave me alone.

Şimdi lütfen git ve beni rahat bırak.

Now you go away and leave me alone.

Git buradan, beni yalnız bırak.

Go away and leave me alone.

Click to see more example sentences
bırakmak to quit

Tamam, bu sigarayı bırakmam için başka bir yol mu?

Okay. Is this another way to get me to quit smoking?

Evet, tabii ki de bırakmak istiyorum.

Yeah, of course I want to quit.

Benim yönetmen işi bıraktı ve bana zeki, hırslı ve uyuşturucu bağımlısı olmayan birisi lazım.

My director quit and I need somebody who's smart, ambitious and not addicted to meth.

Click to see more example sentences
bırakmak place

O benim yerime geldi ve sizin için bir hediye bıraktı.

He came by my place and left a present for you.

Ne biçim bir erkek bir kadını böyle bir yerde bırakır, gider?

What kind of a guy leaves a woman in a place like this?

Lütfen kenara çek ve beni bırakacak bir yer bul.

Please pull over and find a place to let me out.

Click to see more example sentences
bırakmak lay off

Bu yüzden en azından bir iyilik yap ve kardeşimi rahat bırak.

So, at the very least, do me a favor And lay off my brother.

Hey, onu rahat bırak tamam mı?

Hey, lay off him, all right?

Hey, Frankie Jr., rahat bırak.

Hey, Frankie Jr., lay off.

Click to see more example sentences
bırakmak to release

Evet, hapse Ajan Silva serbest bırakmak için sordum ve o çalıştı.

Yeah, and I asked him to release Agent Silva from jail, and it worked.

Ama ona dikkatli olmasını söyle, Mike ve Bobby'i de serbest bırakıyoruz.

But tell him to be careful, we're releasing Mike and Bobby also.

Görünen o ki asla serbest bırakılacak.

He's obviously never going to be released.

Click to see more example sentences
bırakmak allow

Lütfen bana bırakın.

Please allow me.

Ah, Jean, bana bırak.

Ah, Jean, allow me.

Evet Kevin, ona bırak.

Yeah, Kevin, allow him.

Click to see more example sentences
bırakmak leave off

Şimdi git. Beni yalnız bırak.

Off you go Leave me alone

Bu sefer senin sıran değil, bu haksızlık, bırak onu bana!

It's not being your turn, it's so unfair, leave off her!

Beni yalnız bırak ve çek git.

Leave me alone and bugger off.

Click to see more example sentences
bırakmak drop out

Silahı bırak ve dışarı çık.

Drop the gun and come out.

Her şeyi bırak ve oradan çık.

Drop everything and get out of there.

Her kimsen silahını bırak ve dışarı çık.

Whoever you are, drop your weapon and come out.

Click to see more example sentences
bırakmak surrender

Batman! Silahlarını bırak ve teslim ol!

Batman, put down your weapons and surrender.

Silahı bırak ve teslim ol!

Drop the weapon and surrender!

Silahlarınızı bırakın ve teslim olun!

Drop your weapons and surrender!

Click to see more example sentences
bırakmak ditch

Onu bıraktı yaya devam etti ya da bir yerde ikinci bir arabası vardı.

He ditched it. Continued on foot or had a second car somewhere.

Karısının tüm parasıyla tüm o özgürlük ve güçle, ve seni bıraktı.

With his wife's money, all that freedom and power, and he ditched you.

Hadi, Gus kes şu kovboy saçmalığını ve bırak şu kuşu artık.

Come on, Gus cut the cowboy crap and let's ditch this bird.

Click to see more example sentences
bırakmak desert

Eğer bu Prens John olsaydı, askerleri onu bırakıp gitmezdi.

If this were Prince John, his soldiers wouldn't desert him.

Üzgünüm ama o seni yüzüstü bıraktı.

I'm sorry, but he has deserted you.

Seni uyarmak için, seni ıssız bir yere bile bıraktı.

To warn you, he even sent you to a deserted place.

Click to see more example sentences
bırakmak fire

Ateş yok! İz bırakmak yok!

No fire, don't leave no sign.

Hemen bizi serbest bırak yoksa ateş açacağız.

Release us immediately, or we will open fire.

Kovuldun mu yoksa işi sen mi bıraktın?

Were you fired or did you quit?

Click to see more example sentences
bırakmak give up

Donna, bu hayatı bırakmam için bana yalvardı.

Donna begged me to give up the life.

Bırak artık be Kimmy, davanın önemi yok artık.

Give it up, Kimmy. The trial doesn't matter anymore.

Benim için bırakmak pes etmek gibi bir şey.

To me, quitting would be like giving up.

Click to see more example sentences
bırakmak kick

Silahını bırak ve bu tarafa gönder!

Drop the weapon and kick it over!

Ve beni de tekmelemeyi bırak.

And stop kicking me there!

Ama para bırakılması zor bir alışkanlık.

But money's a hard habit to kick.

Click to see more example sentences
bırakmak grow

Yabancı bir yerde bir yabancı tanımadıklarıyla büyümeye bırakılmış hepsi daha iyi bir hayat için

A stranger in a strange place, left to grow up with strangers, all for a better life.

Saygın bir adam gibi sakal bırak.

Grow a beard like a respectable man

Sana gelince. Ya bir tıraş bıçağı al ya da sakal bırak.

As for you, either get a safety razor or grow a beard.

Click to see more example sentences
bırakmak chuck

Ama sen gittin ve Chuck beni bıraktı.

But you left, and Chuck dumped me.

Onları özgür bırakalım. Norman, Terry ve Linda.

Free them. Chuck, Marilyn, Norma, Terry, and Linda.

Rol yapmayı bırak Chuck.

Stop trying to pretend, Chuck.

Click to see more example sentences
bırakmak expose

Ailesi onu güvende tutuyor ama bu küller onu korunmasız bırakıyor.

His family keeps him safe, but these ashes leave him exposed.

Bugün virüslü bir erkek kendisini güneş ışığına maruz bıraktı.

An infected male exposed himself to sunlight today.

Senin açığa alınman bizi buna maruz bıraktı.

Your suspension has left us exposed.

Click to see more example sentences
bırakmak fail

Yargıç Barnes sizi yüzüstü bıraktı, Bay Clarke, ben de öyle.

Judge Barnes has failed you, Mr. Clarke, as have I.

Diaz beni bıraktı.

Diaz failed me.

Ama Tripathi beni yine bıraktı.

But still Tripathi failed me.

Click to see more example sentences
bırakmak drop in

Ama bir kez bir süre her, sizin arka koltukta bir Sally Moran bırakın olacak.

But every once in a while, it's gonna drop a Sally Moran in your backseat.

Biri bunu posta kutusuna bırakmış.

Someone dropped this in the mailbox.

Beni Sao Paulo'da bırak!

Drop me in Sao Paulo!

Click to see more example sentences
bırakmak deliver

Bizi bırak, Luke.

Deliver us, Luke.

Bayan Love başka bir kart daha bıraktı efendim.

Another hand-delivered card from Miss Love, sir.

Lütfen, bunu Bay Karp'ın ofisine bırakır mısınız?

Please deliver this to mr. Karp's office.

Click to see more example sentences
bırakmak flunk

Bay Shuester onları bıraktı.

Mr. Schuester flunked them.

Ne? Tom Jordan, beni asla bırakmaz.

Tom Jordan would never flunk me.

Beni bıraktı unuttun mu?

He flunked me, remember?

Click to see more example sentences
bırakmak park

Şaka yapmayı bırak, Bay Park Hae Young.

Stop joking, Mr. Park Hae Young.

Park Jeong-gil, teröristlerin lideri geride bir not bırakarak intihar etti.

The leader PARK Jeong-gil left a suicide note and killed himself.

Kim bıraktı bunu buraya?

Who parked this here?

Click to see more example sentences
bırakmak walk out

Ya vur beni ya da bırak gideyim.

Shoot me or let me walk out!

Haydi ama! İşin ortasında bırakıp gidemezsin.

Come on, you can't walk out mid-skim.

Yarıda bırakıp çıkanlara aldırmayın Hiç fark etmedim.

Don't take the walk-outs personally. I hadn't noticed.

Click to see more example sentences
bırakmak cease

Ama sen insan olmayı uzun süre önce bıraktın.

But you ceased to be a person long ago.

Bay Data, becerikliliğiniz beni şaşırtmayı hiç bırakmıyor.

Mr. Data, your resourcefulness never ceases to amaze me.

Jilly Kitzinger var olmayı bıraktı.

Jilly Kitzinger ceased to exist.

Click to see more example sentences
bırakmak disengage

On saniye sonra çekici ışını bırakın.

On ten seconds, disengage the tractor beam.

Güvenlik protokolleri devre dışı bırakıldı.

Safety protocols have been disengaged.

Kokusu, güçlü ve normal içgüdüsel korumayı devre dışı bırakıyor.

The scent is strong and disengages the normal self-protective instincts.

bırakmak relinquish

Evet, ama bana bırakırsan iyi olur ya da Bayan Rossi'yi ararım.

Yeah, but you better relinquish it to me or I'm gonna call Mrs. Rossi.

Silahlarınızı bırakıp teslim olun.

Relinquish your weapons and surrender!

Bir Ranger asla silahını bırakmaz.

A Ranger never relinquishes his weapon!

bırakmak drive away

Sadece git ve beni yalnız bırak, ben giderken.

Just drive away and leave me as I leave you.

Kapıyı açık bırak ve arabayla uzaklaş.

Leave the door open and drive away.

bırakmak set going

Yere bırak ve git. Tamam.

Set it down and go Okay

Bay Bohannon, gidip onları serbest bırakın.

Mr. Bohannon, go and set them free.

bırakmak to give up

Donna, bu hayatı bırakmam için bana yalvardı.

Donna begged me to give up the life.

Benim için bırakmak pes etmek gibi bir şey.

To me, quitting would be like giving up.

bırakmak void

Ve bir boşluk bıraktı.

And he left a void.

O ikimizin kalbinde de bir boşluk bıraktı evlat.

She left a void in both our hearts, son.

bırakmak plant

Bence, John G. onu oraya bıraktı ya da yerleştirdi.

I think John G. left it there or planted it there.

Beni ve bitkilerimi yalnız bırakın.

Leave me and my plants alone!

bırakmak resign

'Her dua kabul olunmuş ve her istek bırakılmış. '

Each prayer accepted and each wish resigned.

Her dua kabul olunmuş, ve her istek bırakılmış.

Each pray'r accepted and each wish resign'd

bırakmak dismiss

Evli bir adam kendi arabasını bırakır ve bir taksi kiralar!

When a married man dismisses his own car and hires a taxi!

Ve Jung öfkeli sinirsel anomali olarak bunu bırakır.

And Jung would dismiss it as an anger-induced synaptic anomaly.

bırakmak go without

Beni bırak, hemen git buradan!

Go without me, leave quickly

Lütfen Eben, bırak beni.

Please Eben, go without me.

bırakmak desist

Şunu hemen bırakın.

Desist that now.

bırakmak set off

Hey, bırak, be adam!

Hey, set off, man!

bırakmak start out

Okulu bırak, ve bir dahaki dönem yeniden başla.

Drop out, and start over again next semester.

bırakmak to abandon

Ama sen.. Sen sana en yakın olanları bıraktın.

But. you. you have abandoned those closest to you.

bırakmak lay down

Rory Tüfeği yere bırak.

Rory, lay the gun down.

bırakmak put off

O lanet olası şeyi bırak!

Put fucking that thing off!

bırakmak offload

Lütfen bana bir tasfiye memuruna bırakıyor olduğunu söyleme.

Please don't tell me you're offloading to a liquidator.

bırakmak concede

Bıraktın yoksa faza kibirlisin?

You conceded or you're conceited?