Turkish-English translations for bağış:

donating, donation · fundraiser, fundraising · charity · donor · endowment, endow · contribution · gift · donative · grant · other translations

bağış donating, donation

Sen buraya gelip gittikten bir kaç hafta sonra Tim, isimsiz bir bağış aldı.

A few weeks after you showed up here Tim received an anonymous donation.

Küçük bir bağış Domates salatası

A small donation. The tomato salad.

Ben bir bağış yapmak istiyorum.

I'd like to make a donation.

Click to see more example sentences
bağış fundraiser, fundraising

İyi akşamlar ve ifade özgürlüğü için bu bağış toplama yemeğine hoş geldiniz.

Good evening, and welcome to this fundraising dinner for freedom of speech.

Evet, çok önemli politik bir bağış toplantısı.

Yes, at a very important political fundraiser.

Hayvanat bahçesi için bir bağış oldu.

It was a fundraiser for the zoo.

Click to see more example sentences
bağış charity

Debbie Jean Fordham larenjit olmuş, ve Dash DeWitt'in bağış gösterisi,

Debbie Jean Fordham got laryngitis and can't perform on Dash DeWitt's charity revue,

Bu bir bağış değil.

It's not a charity!

Stephanie Los Angeles'da bir McNamara Vakfı bağış etkinliği düzenlemişti.

Stephanie was in Los Angeles hosting a McNamara Foundation charity event.

Click to see more example sentences
bağış donor

Bu bir organ bağış kartı.

It's an organ donor card.

Kampanya bağış yemeği var, nasıl olduğunu bilirsin.

Campaign donor dinner, you know how it is.

İsimsiz bir bağış yapılmış anlaşılan.

An anonymous donor, apparently.

Click to see more example sentences
bağış endowment, endow

Pekâlâ, belki de bağış için iyi bir zaman olabilir.

Perhaps this would be a good time for an endowment.

Geçenlerde Ojai'deki bir başka tesise bağışta bulunduk.

We did recently endow another facility..in Ojai..

Aslında bağış bayağı arttı.

Actually, the endowment has grown.

Click to see more example sentences
bağış contribution

Bu yıl daha çok bağış olacağını sanıyordum.

I thought there were more contributions this year.

Bunu bir bağış olarak sayın.

Consider it a contribution.

bağış gift

Eva, Chuck'ın hediyesini okudum. ve kaba olduğum için bağışla ama ben her zaman bir Baignoire saatim olsun istemiştim.

Eva, I read about Chuck's gift, and forgive me for being vulgar, but I've always wanted a Baignoire timepiece.

Ben bağış alırım İnsanlar bana hediyeler verirler.

I accept donations. People give me gifts.

bağış donative

Bağışla beni yüce İsa, anlamıyorum

Forgive me, Jesus, I don't understand

Yalvarırım, Don Ciccio, bu tek oğlumu bana bağışla.

I beg you, Don Ciccio, spare my only son.

bağış grant

Ama bu süre içinde Lapidus bağış dağıtıyor.

But during this time, Lapidus distributes grants.