Turkish-English translations for bağlılık:

committed, commitment · loyalty · its commitment · devotion · dedication · allegiance · attachment · faithfulness, faith · obedience · adherence · fidelity · other translations

bağlılık committed, commitment

Bu sadece büyük bir bağlılık.

Well, it's just a big commitment.

Yani bu büyük bir bağlılık.

I mean, it's a huge commitment.

Bu ömür boyu bir bağlılık.

That's a lifetime commitment.

Click to see more example sentences
bağlılık loyalty

Biliyorum ki, arkadaşların senin için her şey demek ama bağlılığın bir limiti olmalı, evlat.

I know that.. your mates mean everything to you, but there's gotta be a limit to loyalty, son.

Bağlılık güzel bir şey.

Loyalty is a fine thing.

Bağlılık yok, sadakat yok.

There's no loyalty, no loyalty.

Click to see more example sentences
bağlılık its commitment

Bu sadece büyük bir bağlılık.

Well, it's just a big commitment.

Bu tarz bir bağlılık için doğru zaman değil.

It's not the right thing for that sort of commitment.

Ama evlilik bağlılık demektir, öyle değil mi?

But marriage, that's about commitment, isn't it?

Click to see more example sentences
bağlılık devotion

Um, çünkü bu hikayeler anlatmak için bir bahane, mesela, erkek arkadaşlığın ve bağlılığın saflığı.

Um, because it's a pretext for telling stories about, like, the purity of male friendship and devotion.

Şey bu düzeyde bağlılık bir çok disiplini sağlamayı gerektirir,Ange.

Well, this level of devotion takes a lot of discipline, Ange.

Sektör, çalışanların sadakat ve bağlılığı ile gurur duyuyor olsa da, bu gerekli bir önlemdir.

It's a necessary precaution, though the industry prides itselfon the loyalty and devotion ofits workers.

Click to see more example sentences
bağlılık dedication

Beş yıllık disiplin ve bağlılık!

Five years of discipline and dedication!

Daha sonra bir bağlılık testi var.

Then there's a test of dedication.

Sıkı çalışma, kendini adama ve bağlılık gerektiriyor.

It requires hard work, dedication, and commitment.

Click to see more example sentences
bağlılık allegiance

Şimdi, Mathayus, bir Kara Akrep olarak kralına bağlılık borcun var.

Now, Mathayus, as a Black Scorpion you owe your allegiance to your king.

Ama Kralım Demirci Erik'in size bağlılık borcu yok.

But my king Eric the blacksmith owes you no allegiance.

Basit bir bağlılık gösterisi.

A simple show of allegiance.

Click to see more example sentences
bağlılık attachment

bu da başka bir bağlılık şekli olsa gerek, değil mi?

It's just another form of attachment, isn't it?

Birçok yetim gibi, Natasha'nın bağlılık sorunu vardı.

Like many orphans, Natasha had an attachment disorder.

Birincisi; Duygusal bağlılık yok.

One No emotional attachment.

Click to see more example sentences
bağlılık faithfulness, faith

Bazıları için bağlılık inanç gibidir.

For some, commitment is like faith

Görüyorsun Meelak, disiplin ve bağlılık her türlü isyanı alt ediyor.

You see Meelak, discipline and faith defeats any insurgence.

Bağlılık kampı propagandası, dostum.

Faith-camp propaganda, man. NATHAN:

bağlılık obedience

Ve her yumurta bir kardinal şapkası takıyor. Bağlılık ve dindarlıkla gülümsüyorlar.

And every egg wears a cardinal's hat and a smile of obedience and piety.

Kanun ve Düzen: Kanunlara saygı ve bağlılık duymak.

Law and order respect and obedience for the law.

Sadakat, bağlılık, sevgi çok şey mi istiyorum?

Obedience, loyalty, love is it too much to ask?

bağlılık adherence

Hayal gücüne bağlılığı rahatsız edici ve mantıksız bulurum.

I find the adherence to fantasy troubling and unreasonable.

bağlılık fidelity

Taç da; sadakat ve bağlılığı.

The crown loyalty and fidelity.