Turkish-English translations for başka:

another · else · other · but · more · another one · different · any more · further · other than · alternate, alternative · excepting, except · otherwise · saving, save · apart · several · additional · barring · apart from · beside · distinct · separately · unlike · diverse · remaining · other translations

başka another

Ama o zaman başka bir adam olurdum ve ben başka bir adam olmak istemiyorum.

Then I would be another man, and I don't want to be another man.

Çok önemli şeyler, ama ben başka bir soru var olduğu eminim.

I'm sure that's very important stuff, but I have another question.

Başka zaman, küçük adam.

Another time, little man.

Click to see more example sentences
başka else

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Bildiğin başka bir şey var mı? Ya da bize söyleyebileceğin bir şey?

Is there anything else you know or anything you can tell us?

Başka bir şey olursa beni ara.

Call me if there's anything else.

Click to see more example sentences
başka other

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka kadın yok. Yok mu?

There's no other woman.

Başka bir yolu yok inanın bana.

Believe me, there is no other way.

Click to see more example sentences
başka but

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Ama gerçekten yapabileceğimiz başka bir şey var mıydı?

But really is there anything else we could have done?

Onun üzerinde çalışıyorum ama başka bir şey daha var.

I'm working on that, but, uh, there's something else.

Click to see more example sentences
başka more

Onun için yapabileceğin başka bir şey var mı?

Is there anything more you can do for her?

Ya da onlar gibi başka ikisi.

Or two more just like them.

Başka kızlar da gelecek, değil mi?

There are more girls coming, right?

Click to see more example sentences
başka another one

Benim zaten bir babam var ve başka bir taneye daha ihtiyacım yok.

I already have a father. And I don't need another one.

Bu işe yaramazsa başka bir tane buluruz.

And if this one doesn't work, we'll find another.

Sana başka bir tane buluruz.

We'll find you another one.

Click to see more example sentences
başka different

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Sana başka bir tane vereceğim.

I'll give you a different one.

Ben sana başka bir tane anlatayım.

Let me tell you a different one.

Click to see more example sentences
başka any more

Bunun gibi başka var mı?

You got any more like it?

Julia başka çocuk istemiyor ve ben de başka bir hatayı kaldıramam.

Julia doesn't wanna have any more kids, and I can't handle another mistake.

Ama Ben, benim başka param yok ki.

But Ben I don't have any more money

Click to see more example sentences
başka further

Teşekkür ederim Doktor. Başka sorum yok Sayın Yargıç.

Thank you, no further questions, Your Honor.

Sizin için yapabileceğim başka bir şey yok.

There's nothing further I can do for you.

Başka sorum yok dedektif için.

No further questions for the detective.

Click to see more example sentences
başka other than

Eğer birisi burada olsaydı eğer birisi paradan başka birşey için burada olmasaydı.

Like if someone was here, if someone was here for something other than money.

Ondan başka bir sorun yok.

Other than that, no problem:

En azından kendimden başka bir şeyle gurur duyuyorum.

Well, at least I'm proud of something other than myself.

Click to see more example sentences
başka alternate, alternative

Sorabilir miyim, burada başka bir alternatif var mı?

So may I ask, is there no other alternative here?

Sizi anlıyorum Bay Reese ama başka bir seçeneğimiz yok.

I hear ya, Mr. Reese, but we don't have another alternative.

Sanırım başka seçeneğim yok.

I guess there's no alternative.

Click to see more example sentences
başka excepting, except

Tabii başka kötü olan ne var biliyor musunuz efendim?

Except, you know what else is bad for business, sir?

New York, New York'tan başka

Except New York, New York

Burada haritalar dışında başka bir şey yok bir de eski bir araba kiralama makbuzu.

There's nothing in here except some maps and an old rental car receipt.

Click to see more example sentences
başka otherwise

Başka türlü bu gece nasıl tamamen onun hakkında olabilir ki?

Otherwise how else could this night become all about her?

Başka türlü sana ne söyleyeyim?

Otherwise what should I tell you?

Başka türlü, çok zor olurdu.

Otherwise it'd be too difficult.

Click to see more example sentences
başka saving, save

O zaman bize para kazanabileceğimiz başka bir yol bul.

Then find us a way to save the money somewhere else.

Başka biriyle bir gece geçirdi. Ve sen hala onu kurtarmak istiyorsun?

She spent the night with someone.. .and you still want to save her.

Arkadaşımı kurtarmak için, başka birşey için değil.

To save my friend, not for any other reason.

Click to see more example sentences
başka apart

Başka bir daire hakkında birşey bilmiyorum.

I don't know anything about another apartment.

Gazete dışında başka bir işin var mı?

Do you have another work, apart from the paper?

O başka bir apartman.

It was another apartment.

Click to see more example sentences
başka several

Bayan Başkan hatırlarsanız bir kaç yıl önce,

You remember several years ago, Madam President,

Ve sonra, bir kaç yüz milyon sene evvel, doğa bir başka aşamaya geçti ve dinozorları üretti.

And then, several hundred million years ago, nature went off on another tack and produced the dinosaurs.

Başkan ve ben bir çok konuyu tartıştık. Buna başbakanlık ta dahil.

The president and I discussed several issues, including the vice presidency.

Click to see more example sentences
başka additional

Buna ek olarak, müvekkilim o gece evde başka bir kadının olduğunu iddia ediyor.

In addition my client claims another woman was in the house that evening.

Bay Pierson, bu jüri üyesine başka sorunuz var mı?

Mr. Pierson, do you have any additional questions of this juror?

Buna ek olarak,.. başka bir şey daha buldum.

In addition to that, I also found something else.

Click to see more example sentences
başka barring

Daha başka bir gibi. sigorta yoluyla gelene kadar bar kapandı.

More like another job. Until the insurance comes through, the bar is closed.

Tamam başka bir bar buluruz.

All right, we'll find another bar.

Başka bir şey? Hayır, sağ olun.

Anything else? BAR No, thank you.

Click to see more example sentences
başka apart from

Gazete dışında başka bir işin var mı?

Do you have another work, apart from the paper?

Senden başka hiç kimse bilmiyordu.

Nobody else knew apart from you.

Benden başka, sadece sen biliyordun.

Apart from me, only you knew.

Click to see more example sentences
başka beside

Senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum Senin bir ailen kocan var bir kızın var. Ama bunu yapacak başka hiç kimse yok.

I know how difficult this is for you you have a family a husband a daughter but beside you, there's no one else who can do this

Ama başka bir adamın yanında yatıyor.

But she's sleeping beside another man!

Her neyse, bu başka bir konu.

Anyway, that's beside the point.

Click to see more example sentences
başka distinct

Olağanüstü, uzamış üçüncü parmak başka ayırt edici bir grup özelliğidir.

The extraordinary, elongated third finger is another distinctive feature of the group.

Başka belirgin bir koku var mı?

Are there any other distinctive smells?

Başka belirgin fiziksel bir vasfı var mıydı?

Any other distinctive physical characteristics? KATRlNA:

başka separately

Aslında bir kocam da var ama ayrı yaşıyoruz ve başka insanlarla da görüşüyoruz.

I actually have a husband, too, but we're separated, and we're seeing other people.

Bize başka bir ev yapabilirim, ayrı bir ev.

I could build us another house, a separate house.

Biz başka bir nedenden dolayı ayrılıyoruz, Angela yüzünden değil.

We're separating for another reason, not for Angela.

başka unlike

Hayır, fakat pek olası görünmüyor bu kadar yıl sonra yine aynı çatı altında bir başka cinayet.

No, but it seems so unlikely another murder all these years later, under the same roof.

Bazı başka insanların aksine.

Unlike certain other people.

Tanıdığım başka birinin aksine.

Unlike someone else I know.

başka diverse

Lorenzo'nun başka kaçamakları da oldu.

Lorenzo's had other diversions.

başka remaining

Başka bir geminin kalıntıları mı?

The remains of another ship?