başkası

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Bunun için ve başka ne için?

For this, and for what?

Ama o zaman başka bir adam olurdum ve ben başka bir adam olmak istemiyorum.

Then I would be another man, and I don't want to be another man.

Bu bir adam yoksa başka bir şey mi?

Is that a man in there or something?

Hakkında başka bir şey bilmiyor musun yani? Ne yapıyor ya da evli mi?

So you don't know anything else about him like what he does or if he's married or anything?

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Ve eğer ben almazsam, başkası alacak ve bu da benim işim için çok kötü olacak.

And if i don't buy it, someone else will And that will be very very bad for my business.

Ama orada bir yerlerde sana başka bir isim vermiş başka bir baban var.

But somewhere out there you've You have another father too, who gave you another name.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Eğer başka şeyler hakkında konuşmak istersen, o zaman başka şeyler hakkında konuşuruz.

If you want to talk about something else, we can talk about something else.