Turkish-English translations for başlı:

head · itself · major · key · other translations

başlı head

Bak, bu bir aile işi ve ailenin başında da ben varım.

See, this is a family business, and I am the head of the family.

Başa bir sağ ve bir sol.

A right and left to the head!

Başını dik tut, Jim.

Hold your head up, Jim.

Click to see more example sentences
başlı itself

Sadece bir hurda parçası, tek başına işe yaramaz bir şey.

It's just a useless piece of junk that won't work by itself.

Kendi başına bir şey mi, kısımları var mı?

Is it something in itself or does it have parts?

Bu başlı başına bir yetenek.

That is a talent in itself.

Click to see more example sentences
başlı major

Ve bu birinci subayımız, Binbaşı Kira, ve baş mühendisimiz O'Brien.

And that's our first officer, Major Kira, and chief engineer O'Brien.

Peki, başımız büyük belada.

Okay, we're in major trouble.

Terörist başı, bir sivil Bu oldukça iyi.

Major terrorist, one civilian that's pretty good.

Click to see more example sentences
başlı key

David buna "Anahtar" diyordu ama tek başına bir işe yaramaz.

David called it the "key", but it is useless on its own.

Baş anahtar sende var değil mi?

You've got the master key right?

Çapraz anahtarlar, ama bunlar baş aşağı.

Crossed keys. But those are upside down.