Turkish-English translations for başlamak:

start · begin · to start · get · start in · begun · to begin · commence · come · go · start out · initiate · launch · open · get to · take · start off · come on · proceed · fall · originate · set · approach · enter · lead · rise · spring · kick off · fall to · get going · get down · address · attach · to commence · undertake · inaugurate · set to · strike in · other translations

başlamak start

Kötü bir şey olacağını söyledi ve Mark hakkında konuşmaya başladı.

He said something bad was gonna happen. And he started talking about Mark.

Ama sadece bu hafta başladı.

But it just started this week.

Ne zaman onlar için çalışmaya başladın?

When did you start working for them?

Click to see more example sentences
başlamak begin

Bayanlar ve baylar, Devrim şimdi başlıyor Dedektif Alex Murphy ile!

Ladies and gentlemen, the revolution begins right now, with Detective Alex Murphy.

Oyun artık başladı ve ben de oynamak zorundayım.

And now the game begins and I must play.

Barmen, şimdi bir Doktor gibi konuşmaya başladın.

Now you're beginning to talk like a doctor, bartender.

Click to see more example sentences
başlamak to start

Çünkü orada yeni bir hayata başlamak bizim için iyi olabilir. Neden? Çünkü

Well, because. .it might be better for us to start a new life there.

Belki de şimdi buna başlamak için iyi bir zamandır.

Well, maybe now would be a good time to start.

Yeni bir hayata başlamak için altı saatim var.

I have six hours to start a new life.

Click to see more example sentences
başlamak get

Bu gerçekten çok zor olmaya başladı biliyor musun?

This is getting really, really hard, you know?

Ve yeniden başlamak için bir fırsatı olabilir.

And he can get a chance to start again.

Bu durum çok fazla olmaya başladı.

It's just getting to be too much.

Click to see more example sentences
başlamak start in

Her şey New York'ta altı hafta önce başladı.

It all started in New York six weeks ago.

İki dakika içinde başlayacak.

It's starting in two minutes.

Çabuk, gösteri on dakika sonra başlıyor!

Hurry! The show starts in ten minutes!

Click to see more example sentences
başlamak begun

Benim bir çocuğum var ama sanırım benim hayatım da henüz başladı.

I have a child, but I think my life has just begun, too.

Ve bu gece daha yeni başladı.

And the night has just begun.

Ve evet, daha yeni başladık

And yes, we've just begun

Click to see more example sentences
başlamak to begin

Bu da bir başlangıç ama gerçek işe başlamak için bir şeye ihtiyacımız var.

This is a start, but there's something we need to begin the real work.

Pekala bayanlar ve baylar, açık arttırma başlamak üzere.

Okay, ladies and gentlemen, the auction is about to begin.

Şimdi, başlıyoruz, ilk olarak, bir his bulmalıyız.

Now, to begin. First, we must find a feeling.

Click to see more example sentences
başlamak commence

Kral Louis, Amerikan delegasyonundan Mösyö Franklin ve Adams ile müzakerelere başladı.

King Louis has commenced negotiations with Messieurs Franklin and Adams of the American delegation.

Otomatik füze fırlatma geri sayımı başlıyor.

Automated missile launch sequence commencing.

Hızlı göz hareketleri başlıyor.

Rapid eye movements commencing.

Click to see more example sentences
başlamak come

Hadi, geri al, başlayacak bir yer bul ve bir daha söyle

Come on, back it up, find a place to start and do it again.

Ve tüm bu insanlar buraya... .gelmeye başladı.

And all these people just started coming.

Ama bu bebek çok erken gelmeye başlıyordu.

But the baby started coming too early.

Click to see more example sentences
başlamak go

Altı, beş, dört üç, iki ve bir. Başlayın!

Six, five, four three, two, one go!

Tamam, o zaman ilk siz başlayın.

Okay, well, then you guys go first.

Başka bir yere gidip baştan başlamak istiyorum.

I wanna go somewhere else and start all over.

Click to see more example sentences
başlamak start out

Yeni yıla başlamak için ne güzel bir yol, değil mi?

Well, isn't this a nice way to start out the New Year?

Sıradan bir olarak başladı.

Started out as a normal job.

Biz de böyle başladık, Helen ve ben.

We started out like this, Helen and I.

Click to see more example sentences
başlamak initiate

Bu acil durum konferansını başlatan Kristal Saray.

This is Crystal Palace initiating emergency conference.

Ajan Stanley Goodspeed, Stajyer Ajan Marvin Isherwood tahta bir kutunun incelemesine başlıyoruz.

Agent Stanley Goodspeed, Agent Trainee Marvin Isherwood initiating exam of wooden crate.

Fury sessizce yeni bir girişim başlattı.

Fury's quietly started a new initiative.

Click to see more example sentences
başlamak launch

Peki, ya o, ya onlar kıracak için ona kodu bir saldırı başlatmak ve Federal Rezerv bilgisayar sistemi.

Well, it's either that, or they will break him for the code and launch an attack on the Federal Reserve computer system.

Başlamak için en ideal yer.

The ideal place for a launch.

Adalet bakanlığı tam kapsamlı bir soruşturma başlatmış.

The Ministry of Justice is launching a full investigation.

Click to see more example sentences
başlamak open

Ve bir amatör yarışma başladı ve Nan bana dedi ki: "Neden o yarışmaya katılmıyorsun?

And this amateur contest opened and Nan said to me, "Why don't you enter that contest?

Açılış töreni bugün başladı.

The opening ceremony started today.

Şu şey açıldı ve hareket etmeye başladı.

The thing busted open and he started moving.

Click to see more example sentences
başlamak get to

Benim için büyük bir sorun olmaya başladı..

It's getting to be a terrible problem for me.

Çok uzun bir gün olmaya başladı.

It's getting to be a long day.

O zaman işe başlasak iyi olur.

Then we better get to work.

Click to see more example sentences
başlamak take

Yeni bir işe başladık ama kimse bizi ciddiye almadı.

We started a new business but no one takes us seriously.

Ve yine uyuşturucu almaya başladı

And started taking drugs again

Annesi çok içmeye başladı, sonrada uyuşturucu almaya.

The mother started drinking very heavily, started taking drugs.

Click to see more example sentences
başlamak start off

Bu başlamak için iyi bir yol değil.

This isn't a good way to start off.

Warner Brothers bir yazar olarak kapalı Başlamış, Rin Tin Tin film yazmak için kullanılır.

Started off as a writer at Warner Brothers, used to write Rin Tin Tin movies.

Çok basit bir şekilde başladı.

It started off so simple.

Click to see more example sentences
başlamak come on

Hadi, geri al, başlayacak bir yer bul ve bir daha söyle

Come on, back it up, find a place to start and do it again.

Haydi ama, bu sıkıcı olmaya başladı.

Come on, this is getting boring.

Kim bilir isteyip canlı ya da o zamana kadar ölüyor? başlamak, gel.

Who knows whether you live or die until then? Come on, start.

Click to see more example sentences
başlamak proceed

Bu, "Tamam, anladım,"mı? yoksa" Tamam, başlayın" mı?

Is that, "Okay, you understand,"or" Okay, proceed"?

O zaman başlayacağız.

Then we'll proceed.

Başlayın, Bay Sharma.

Proceed, Mr. Sharma.

Click to see more example sentences
başlamak fall

O zaman her şey dağılmaya başladı.

Then things really started to fall apart.

Onların saç dökülmesine başladı ve onların çivi.

Their hair started to fall out, and their nails.

Atlanta düşmeye başladı, ben de Theresa ile güneye gittim.

Atlanta started to fall, so I headed south with Theresa.

Click to see more example sentences
başlamak originate

Yedi ay önce Kahire'nin dışındaki bir köyde bir salgın başladı. Kaynağı bilinmeyen bir virüs.

Seven months ago, outside Cairo, there was an outbreak a virus of unknown origin.

Mimarlık daha anlamlı, daha modern ve orijinal olmaya başladı.

The architecture become more meaningful, more modern and original.

Kaynağı bilinmeyen, bulaşıcı bir hastalık. Güney Utah'ta başladı.

An infectious disease outbreak of unknown origin in southern Utah.

Click to see more example sentences
başlamak set

Sonra yaşlı adam bana televizyon vermeye başladı.

Then the old man started giving me television sets.

Dünya'nın tek güneşi batıyordu ve Belediye Başkanı konuşmaya başladı

Earth's single sun was setting, and the Mayor began to speak

Katılaşmaya yeni başlamış. En fazla üç, dört saat.

Rigor was just setting, so three, four hours tops.

Click to see more example sentences
başlamak approach

Cesur Sunny burada başladı ve İnanılmaz Ölümcül Engerek'e kararlı bir şekilde yaklaştı.

Brave Sunny started here and approached the Incredibly Deadly Viper with single-minded determination.

İki genç ona doğru yaklaştı ve konuşmaya başladılar.

Two young boys approached him, they started talking.

Son yaklaşma başlıyor.

Commencing final approach.

başlamak enter

Ve bir amatör yarışma başladı ve Nan bana dedi ki: "Neden o yarışmaya katılmıyorsun?

And this amateur contest opened and Nan said to me, "Why don't you enter that contest?

Belli ki iki adam bara girmiş ve hemen ateş etmeye başlamış.

Apparently, the two gunmen entered the bar and immediately started shooting.

Gece vardiyası başlıyor.

'Entering night shift.'

başlamak lead

Ruhlar ve insanlar için yeni bir çağ başlayacak ve ben de onlara yeni Avatar olarak önderlik edeceğim.

Now a new era for spirits and humans will begin, and I will lead them all as the new Avatar.

Bir çok insan Google ile başlar ama ben Lulu ile başlamak istiyorum.

A lot of people start with Google, but I like to lead with Lulu.

Michael ve ben ayrı yaşamaya başladık.

Michael and I lead separate lives.

başlamak rise

Ama dünya çapında sıcaklık artıyor ve buzullar erimeye başladı.

But worldwide, the temperature is rising and the ice is melting.

Kan basıncı yükselmeye başladı.

Her blood pressure's rising.

Nehir yükselmeye başladı bile.

The river is already rising.

başlamak spring

Her bahar gibi başladı.

It started like every spring.

İlkbahar geldiğinde Goni, Bay Pyeong ile ülkeyi dolaşmaya başladı.

When spring came, Goni began traveling the country with Mr. PYEONG.

Ve bu çılgın klorofil aleminin neden her bahar başladığı, sır değil

And why this frenzied chlorophyilous orgy starts each spring is no enigma

başlamak kick off

Bellevue şimdiden bir kampanya başlatmış bile.

Bellevue already kicked off a campaign.

Biz orada Stacee'nin solo basın turuna başlayacağız.

We're kicking off Stacee's solo press tour there.

KMorumbi stadyumunda maç başlıyor!

Kick-off at the Morumbi stadium!

başlamak fall to

O zaman her şey dağılmaya başladı.

Then things really started to fall apart.

Onların saç dökülmesine başladı ve onların çivi.

Their hair started to fall out, and their nails.

Atlanta düşmeye başladı, ben de Theresa ile güneye gittim.

Atlanta started to fall, so I headed south with Theresa.

başlamak get going

Ve Sharonda da büyüyor ve o da dışarı çıkmaya başladı ve çok yakında

And Sharonda's getting older and she's starting to go out, and pretty soon

Çıkmaya başlasak iyi olacak.

KASUMl: We'd better get going.

başlamak get down

Bu tepetaklak olmuş lanet medeniyet nasıl başladı?

How in hell did this upside-down civilization get started?

Bu mahalle çok berbatlaşmaya başladı.

This neighborhood is getting terribly run-down.

başlamak address

Tamam, bir adres seçin ve çevirmeye başlayın.

All right. Pick an address and start dialling.

başlamak attach

Yasal Ateşe çok fazla soru sormaya başladı.

The Legal Attache is asking too many questions.

başlamak to commence

Son aşama başlıyor, bütün ayrılmış gücü Yaratıcıya yönlendirin.

The final phase commences, channel all reserve power to Progenitor.

başlamak undertake

Benim büyük büyük babam Oregon, Pacerville'deki küçük bir kasabada tabutçu ve cenazeci olarak işe başlamış.

My great-grandfather started as a cabinetmaker and undertaker in the small town of Pacerville, Oregon

başlamak inaugurate

Yarın görkemli ve tarihi bir gün olacak bilgisayarım, pardon, bilgisayarımız çalışmaya başladığında.

Tomorrow's the glorious and historic day when my, sorry, our computer will be inaugurated.

başlamak set to

Dünya'nın tek güneşi batıyordu ve Belediye Başkanı konuşmaya başladı

Earth's single sun was setting, and the Mayor began to speak

başlamak strike in

Main Strike üç gün içinde başlayacak. gecikme olursa seni sorumlu tutarım.

Main Strike's in three days. Any delays I hold you responsible.