Turkish-English translations for başlangıç:

starting, start · begin, beginning · initial, initiate · onset · off · early · opening · beginner · origin, original · preliminary · home · prelude · dawn · infancy · startup · launch · morning · big bang · commencing, commencement · incipient, incipience · debut · other translations

başlangıç starting, start

Önümüzde uzun bir yol var ve hala yapacak çok işimiz var, ama harika bir başlangıç yaptık.

There's a long road before us and there's still much to do, but we've made a wonderful start.

Bu benim için yeni bir başlangıç olabilir.

This could be a fresh start for me.

Sana söylüyorum bak, bu iyi bir başlangıç.

I'm telling you, this is a good start.

Click to see more example sentences
başlangıç begin, beginning

Bu da bir başlangıç ama gerçek işe başlamak için bir şeye ihtiyacımız var.

This is a start, but there's something we need to begin the real work.

Bu sadece bir başlangıç.

It's just a beginning.

Bu yepyeni bir başlangıç gibi.

It's like a whole new beginning.

Click to see more example sentences
başlangıç initial, initiate

Düşük başlangıç riski, daima sağlam bir yatırım stratejisidir.

Low initial risk, always a solid investment strategy.

Wushu sahte bir dövüş sanatıdır, başlangıçta Sarı İmparator Huangdi tarafından geliştirilmiştir.

Wushu focuses on chi manipulation, initially developed by the Yellow Emperor Huangdi.

En azından başlangıçta kal.

Stay at least initially.

Click to see more example sentences
başlangıç onset

Erken bunama başlangıcı var.

He's got early onset dementia.

Akut başlangıç yaklaşık on dakika önce.

Acute onset about ten minutes ago.

Başlangıçta, ilk evre prostat kanseri, ve pankreas kanseri.

Earlier onset prostate cancer, and pancreatic cancer.

Click to see more example sentences
başlangıç off

İyi bir başlangıç için elinde bir şeyler var gibi görünüyor.

You seem to have got things off to a good start.

Ve sen iyi bir başlangıç yaptın.

And you're off to a good start.

Bay Davis, bize güzel bir başlangıç gösterin.

Mr. Davis, get us off to a good start.

Click to see more example sentences
başlangıç early

Yarın sabah erken bir başlangıç yapmalıyız.

We should get an early start tomorrow.

Noel Arifesinde erken başlangıç beyler!

Early start Christmas Eve, boys!

Bu kesinlikle bulaşıcı bir salgın başlangıcıdır.

This is clearly a early infectious outbreak.

Click to see more example sentences
başlangıç opening

Bu bir sohbet için pek açıcı bir başlangıç değildi.

This was not an encouraging opening for a conversation.

Şimdi bu hızlı ve agresif bir başlangıç kumarı.

Now that is a fast, aggressive opening gambit.

Mutlu bir başlangıç. Mutluluk görüntüleri.

A happy opening, images of happiness.

Click to see more example sentences
başlangıç beginner

Ya da olmadı, başlangıç için Macross ve Haruhi daha uygun olabilir.

Or maybe Macross and Haruhi would be better for a beginner.

Başlangıç için hiç fena değil.

Wow. Not bad for beginner.

Başlangıç sınıfına hoş geldiniz.

Welcome to the beginner's class.

Click to see more example sentences
başlangıç origin, original

Bu bir başlangıç hikayesi.

This is an origin story.

Bu bizim başlangıç hikâyemiz.

This is our origin story.

"Sosyal Ayrılmanın Evrimsel Başlangıcı" mıydı?

Evolutionary Origins of Social Exclusion"?

Click to see more example sentences
başlangıç preliminary

Bu başlangıç sorgulaması, yani sadece gerçeği söyle.

It's preliminary inquiry, so just tell the truth.

Bu da başlangıç listesi.

That is the preliminary list.

Sadece birkaç başlangıç fikri.

Just a few preliminary ideas.

Click to see more example sentences
başlangıç home

Yeni bir ev mi kuruyorsunuz? Yeni bir başlangıç yapıyorsunuz?

Are you starting a new home or just making a new start?

Bu başlangıç için muhteşem bir ev.

This is a wonderful starter home.

Başlangıç olarak Eve dönmek.

For starters to go home.

başlangıç prelude

Çünkü kırık bir yalnızca daha fazla mutluluk için bir başlangıçtır.

Because a broken heart is just a prelude to more happiness.

Bu sözler sanki bir isyan başlangıcı gibi.

That sounds like a prelude to mutiny.

Başlangıçlar ve duygulu müzikler.

The preludes and the nocturnes.

başlangıç dawn

İyi akşamlar, ben zamanın başlangıcından gelen bir kertenkele kadınım, bu da benim karım!

Good evening, I'm a lizard woman from the dawn of time and this is my wife!

Başlangıç olarak, Dawn ne çeşit bir isim?

To start with, what kind of name is Dawn?

başlangıç infancy

Bu tedavi daha başlangıç aşamasında Bay Bourg.

This treatment's only in its infancy, Mr Bourg.

Bu araştırma daha başlangıç aşamasında.

This research is in its infancy.

başlangıç startup

İstikrarlı bir gelir var ve başlangıç masrafı yok.

There's a consistent revenue and no startup costs.

başlangıç launch

Başlangıç olarak, biz resmi bir soruşturma açar, Kozar'ı soruşturmaya alırız

For starters, we'll launch a formal investigation, question Kozar

başlangıç morning

Daha fazla Homer'la geleceğiz ve sabah yeni bir başlangıç yapacağız.

We'll come back with more Homers and start fresh in the morning.

başlangıç big bang

Big Bang büyük bir olaydır ama başlangıç değil.

Big Bang is a major event, but not beginning.

başlangıç commencing, commencement

Birincil sensör dizisi kalibrasyonu başlangıcına beş, dört,

Commence calibration of primary sensor arrays in five, four

başlangıç incipient, incipience

Sertlik başlangıcı yok.

No incipient rigor.

başlangıç debut

Ayrıca, bu akşam çok ilginç bir başlangıç maçımız da var.

We also have a very interesting UFC debut tonight.