Turkish-English translations for bagaj:

trunk · Luggage · baggage · boot · other translations

bagaj trunk

Teşekkür ederim. Şimdi bagajdan bir şeyler kap ve onları takip et.

Thank you, just grab something from the trunk and follow them.

Şimdi arabadan dışarı çık ve lanet olası bagajı kapat!

Now get out of the car. And close the goddamn trunk!

Şerif diyor ki: "Tamam çocuklar, bagajı kontrol edin.

The sheriff says, "Okay, boys, check out the trunk.

Click to see more example sentences
bagaj Luggage

Küçük bir tatil için fazla bir bagaj.

That's a lot of luggage for a little vacation.

O ne diyordu Sana bir bagaj gibi mi davranıyormuşum?

What was she saying I treat you like luggage?

Elbiseler yok, bagaj yok.

No clothes, no luggage.

Click to see more example sentences
bagaj baggage

Ve Ve bu bagaj gerginlik yaratır.

And, and that baggage creates tension.

Pekâlâ, tek yön bilet, yalnız seyahat ediyor bagaj yok.

Okay. Uh, one-way ticket, traveling alone, no checked baggage.

Yani bagaj ücreti tek başına bir servet ederdi.

I mean, the baggage fees alone would've cost a fortune.

Click to see more example sentences
bagaj boot

Bagajda ölü bir kız, Jack.

Dead girl in the boot, Jack.

Umarım bagajda bomba yoktur. Bomba mı?

Hope there's no bomb in the boot.

Bagajda ne var, John?

What's in the boot, John?

Click to see more example sentences