Turkish-English translations for barınmak:

shelter · house · harbour · dwell · other translations

barınmak shelter

Barınacak yer, yiyecek, su ve elektrik buldum.

I found shelter and food and water and power.

Ama sadece bir çocuktu, bu yüzden babam ona barınacak bir yer sundu.

But he was just a child, so my father gave him shelter.

Dişi bir kutup ayısı barınacak yer arıyor.

A female polar bear searches for shelter.

Click to see more example sentences
barınmak house

Bu haçı barındıran bu evi kutsa.

Bless this house that holds this cross.

Son iki bölme de dürbünü ve susturucuyu barındıracak.

The last two sections house the telescopic sight and silencer.

barınmak harbour

George Bush şöyle dedi, "Teröristleri barındıran hükümetler,

George Bush has said "Governments that harbour terrorists

barınmak dwell

Bir su kaynağı keşfettim. Hatta barınacak da bir yer.

I had discovered a water supply, and even a dwelling place.