Turkish-English translations for bariz:

obviously, obvious · blatant · clear · distinct · apparent · evident · other translations

bariz obviously, obvious

Sormam gereken bir soru var ve cevabı bariz belli olabilir Ama yine de çok önemli bir soru.

There is a question I have to ask and it may seem obvious, the answer but it's still a very important question.

Bariz ortada, değil mi?

Well, it's obvious, isn't it?

Bariz bir sebebi var mı?

Is there any obvious cause?

Click to see more example sentences
bariz blatant

Tüm Mısırlılar bunun bariz bir yalan olduğunu biliyordu.

All Egyptians knew that this was a blatant lie.

Hiç bu kadar bariz bir beceriksizlik görmemiştim.

I've never seen such blatant incompetence!

Bir insan nasıl bu kadar bariz sadist olabilir?

How can a man be so blatantly sadistic?

Click to see more example sentences
bariz clear

Bu senin için bariz acı verici.

This is clearly painful for you.

Yeni erkek arkadaşın bariz deli.

Your new boyfriend is clearly insane.

Sürgün ve Erikler Princeton'daki gizli bir topluluk ve Jack'in bir üyesi olduğu çok bariz.

Twig and Plums is a Princeton secret society, And Jack is clearly a member.

Click to see more example sentences
bariz distinct

Bunu söylediğim için üzgünüm ama bana göre bariz bir çelişki var.

I'm sorry to say it, but for me there is a distinct contradiction.

Ama bariz bir ses duydum.

But I distinctly heard sounds.

Ama ağızda bariz tadı kalan zehirli atık.

But a distinct aftertaste of toxic waste.

Click to see more example sentences
bariz apparent

Neden kilise ve bilim arasındaki ya da bilim ve din arasındaki bu bariz uçurum bugün ortaya çıktı?

Why this apparent rift between the church and science or between science and religion emerged today?

Aralarında bariz bir bağlantı yok.

No apparent link between them.

bariz evident

Senyorita, çok bariz bir kalp krizi geçirdi.

Señorita, he's evidently had a heart attack.

Bilirsin işte, açık belirgin, bariz.

You know. Obvious, evident, tangible.