Turkish-English translations for basmak:

press · push · step · flood · hit · print · step on · kick · publish · raid · come on · click · bust · to push · run · put on · attack · invade · stamp · jam · other translations

basmak press

Ama bu basın, sen gerçeği biliyorsun ve önemli olan da bu.

But that's the press. You know the truth, and that's all that matters.

Bir basın toplantısı?

A press conference?

Basın yok, resim yok.

No press, no pictures.

Click to see more example sentences
basmak push

Tamam, bir, iki, üç, bas.

Okay, one, two, three, push.

Devam et, bas düğmeye.

Go ahead, push it.

Bas Beverly, bas!

Push, Beverly, push!

Click to see more example sentences
basmak step

Ama o zamana kadar, geri bas, ahbap.

But until that time, step off, dude.

Birkaç hafta sonra Lila bir çiviye bastı.

A few weeks later, Lila stepped on a nail.

İki adım geri basın.

Just take two steps back.

Click to see more example sentences
basmak flood

Ama şimdi piyasayı sel bastı. Şirketler ne mi istiyor?

But now the market's flooded, what do the labels want?

Ama şimdi piyasayı sel bastı.

But now the market's flooded.

Tatlım, garajı su bastı ve bütün kutular mahvoldu.

The garage flooded, sweetie, and ruined your boxes.

Click to see more example sentences
basmak hit

Sadece küçük bir sarsıntı oldu, ve pilot alarma bastı.

Just a little ruckus, and the pilot hit the alarm.

Boyd Crowder'ın Oxy kliğini basıldı bu sabah.

Boyd Crowder's Oxy clinic was hit this morning.

Bir daha bas o kornaya!

Hit that horn again!

Click to see more example sentences
basmak print

Ama sonra bir kaç cesur adam broşür basıp dağıtmaya ve tartışmaları sızdırmaya başladı.

But then a few very brave men started printing pamphlets and leaking these debates.

Bir tane daha bas aptal.

Print one more, idiot.

Sekiz yerine dört sayfa bas.

Print four pages instead of eight.

Click to see more example sentences
basmak step on

Hadi, bir daha bas. Hala nefes alıyor.

Step on it again, it's still breathing.

Tezekleri atlama taşı zannettik. Kız kardeşim Amalie birinin üzerine bastı.

We thought the cowpats were stepping-stones and my sister, Amalie, stepped on one.

İkinci karım bir kobra yılanına basıp öldü.

My second wife steps on a cobra and dies.

Click to see more example sentences
basmak kick

Sonra o cadı bana tekmeyi bastı.

Then the witch kicked me out.

Stephanie bana tekmeyi bastı.

Stephanie kinda kicked me out.

Bas bakalım, Boo Boo.

Kick it, Boo Boo.

Click to see more example sentences
basmak publish

Sen kitapları basılmış bir yazarsın, Ray.

More poetic? You're a published writer, Ray.

Bir eş, çocuk, kitabın basılmış.

A wife, a kid, published author.

Robbins ve Hart tarafından basılan, tabi ki.

Published by Robbins Hart, of course.

Click to see more example sentences
basmak raid

Polis partiyi bastı ve herkes bir yere kaçtı.

The cops raided the place and everyone escaped.

Göçmenlik bürosu restoranı bastı.

Immigration raided the restaurant.

Federaller Luann'ın stüdyoyu basmış.

The feds raided Luann's studio.

Click to see more example sentences
basmak come on

Hadi beyler, basın toplantısı başlıyor.

Come on, lads! Press conference.

Hadi bas git.

Come on, scram.

Hadi Balwante, bas bakalım gaza!

Come on Balwante... .hit the gas!

Click to see more example sentences
basmak click

Şimdi "video dosyası aktar"a bas.

Now click "import video file.

Tam buraya bas.

Just click here.

Bas, ötsün, bul

Click, bzzz, bam

Click to see more example sentences
basmak bust

Birkaç saat önce Nick ve Memur Crawford Strip üstünde bir torbacıyı bastı.

A few hours ago, Nick and Officer Crawford busted a dealer on the Strip

Detektif Mackey ve takımı bu çeteyi bir hafta önce bastı.

Detective Mackey and his team busted that gang a week ago.

Gökkuşağı Randolph federaller tarafından Patsy'nin Barı'nda basıldı.

Rainbow Randolph busted by feds in midtown Patsy's Bar.

Click to see more example sentences
basmak to push

Bir düğmeye basmak bu kadar zor?

How hard is it to push a button?

Bu, iptal düğmesine basmak için son şans.

It's your last chance to push the cancellation button

Doldurmak için bu butona bas.

To reload, push this button.

basmak run

Şimdi, genelde mavimsi bir gri tonunda basılırmış, ama biri bir gün hata yapmış ve içine küçük bir sarı basmış.

Now, it's usually printed in bluish-green, but someone messed up one day and made a small print run in yellow.

Bir kaç kopya bas, Chris.

Run off some copies, Chris.

Koşuya gitmiş, bir kurbağaya basmış ve bir şey gömmüş.

She went for a run,stepped on a frog,and buried something.

basmak put on

Elini şuraya koy, basınca devam et, tamam mı?

Put your hand here. Keep the pressure on, okay?

Bir hafta haftas sonra, Foresie ailesi Bebek yüzlünün evini bastı.

The next week, the Foresie family put a hit on Baby Face's house.

basmak attack

O hiçbir ahlaki vardı o basın saldırı olacağını düşündüm çünkü.

He had no moral because he thought that the press would attack.

basmak invade

Sanık Uri Denko ve iki suç ortağı Boris ve Irina Ostrovsky'nin evini bastı.

The defendant, Uri Denko, and two associates, invaded the home of Boris and Irina Ostrovsky.

basmak stamp

Eğer ben, Seo Dong Ha, onay mührünü basarsam

Unless I, Seo Dong Ha, stamp the seal of approval

basmak jam

Ondan beri burası tıka basa doluyor.

This place has been mad-jammed ever since.