Turkish-English translations for bedel:

price · pay · cost · worth · compensation · toll · expense · other translations

bedel price

O, dünyayı daha iyi bir yer haline getirdi, ama bazen bunun bir bedeli olur.

He made the world a better place, "but sometimes that comes at a price.

Her zaman bir bedeli vardır.

There's always a price.

Güzel bir şey için ödenecek ufak bir bedel.

It's a small price to pay for something so valuable.

Click to see more example sentences
bedel pay

Fakat bu, Ben bir hata yaptım, ve şimdi bunun bedelini ödüyorum.

But the thing is, I made a mistake, and now I'm paying for it.

Güzel bir şey için ödenecek ufak bir bedel.

It's a small price to pay for something so valuable.

Bu sadece küçük bir bedel.

It's a small price to pay.

Click to see more example sentences
bedel cost

Bak, herşeyin ve herkesin bir fiyatı vardır, ve bunun bedeli çok, çok ağır.

See, everything and everyone has a price, and the cost of this is very, very high.

Çünkü bunun bir bedeli var.

Because there's a cost.

Elbette ama size bir bedeli olur.

Of course, but it'll cost you.

Click to see more example sentences
bedel worth

Hayır, o da bir bedele değer, ama Kral kadar değil!

No. He's part of the price, but he's not worth a king.

Bu şey bir servete bedel olmalı.

This thing must be worth a fortune.

Ödemeye değer bir bedel mi?

Is that a price worth paying?

Click to see more example sentences
bedel compensation

Teddy o Mercedes'i bana bir çeşit bedel olarak veriyordu.

Teddy was giving me that Mercedes as compensation, kind of.

Ne için bedel, tam olarak?

Compensation for what, exactly?

Bu yüzden bedeli daha fazla olacak.

So compensation is too more.

Click to see more example sentences
bedel toll

Herkesin bir bedeli var mıdır?

Does everyone have a toll?

Bu travmanın çok büyük bir psikolojik bedeli olmuş.

The trauma took a huge psychological toll.

bedel expense

Ve o bedel büyüyor.

And the expense grows.