Turkish-English translations for bekçi:

guard · Ranger · watchman · caretaker · keeper · sentry · guardian · custodian · warden · gatekeeper · other translations

bekçi guard

Ayrıca Banka kapandığında, silahlı bir bekçi her zaman burada kalır ve bir devriye dışarıda nöbettedir.

Besides when the bank is closed, an armed guard always remains here and a patrol is on guard outside.

İçerde iki tane silahlı bekçi var.

There's two armed guards inside.

Evet ve iki bekçi var onunla beraber.

Yeah. And he has two guards with him.

Click to see more example sentences
bekçi Ranger

Ben Bekçi Murphy.

I'm Ranger Murphy.

Bekçi Brad, ben bir bilimadamıyım.

Ranger Brad, I'm a scientist.

Ben Bekçi Brad.

I'm Ranger Brad.

Click to see more example sentences
bekçi watchman

Bir bekçi bile üniformasındayken kendini bir komiser olarak addeder.

Even a watchman considers himself a commissioner in his uniform.

Çok iyi bir bekçi değilim.

I wasn't a very good watchman.

Gece bekçileri yeni öldü.

His night watchman just died

Click to see more example sentences
bekçi caretaker

Ama Bekçi başka bir gemi çekmiş olabilir belki de gizlenmiş bir gemi.

But the Caretaker could have pulled in another vessel a cloaked ship, perhaps.

Tomoe, bekçi Jessie hakkında herhangi bir şey söyledi mi?

Tomoe, the caretaker, Did she say anything about Jessie?

Şimdi, Tommy Olds yaşıyor orada. Bir nevi bekçi gibi.

Tommy Olds lives up there now, kind of a caretaker.

Click to see more example sentences
bekçi keeper

Yaşlı ve yorgun deniz feneri bekçisinden, genç ve zinde bir bekçiye.

From an old and tired lighthouse keeper to a young and fit one.

Bekçi, ruhların endişeli ve huzursuz olduğunu söyledi.

The keeper said that spirits were worried and restless,

Bekçi bize çok tehlikeli olduğunu söylüyor.

The Keeper tells us it is dangerous.

Click to see more example sentences
bekçi sentry

Orada kaliteli bir bekçi gibi dikilmek.

Standing out there like a glorified sentry.

Dışarıda bekçi yok.

No sentries outside.

bekçi guardian

Evet geçici bir bekçi gibi.

Yes, like a temporary guardian.

Ne benim, ne de karımın bekçiye ihtiyacı var.

I don't need a guardian' nor does my wife.

bekçi custodian

Villa neredeyse her zaman boş bekçi de bugün şehre gitti.

The villa's almost always empty, and the custodian's gone into town today.

Ortada bir bekçi var değil mi Bay Gudge?

See, Mr. Gudge, there's the custodian, right?

bekçi warden

Şimdi, birkaç bekçi hastaların kayıp eşyaları ile dolu bir sandık buldu.

Now, couple of wardens found a chest full of the patients' missing belongings.

Siz bekçi değilsiniz!

You're not wardens!

bekçi gatekeeper

Bekçi ve uşaklara rüşvet verin.

Bribe the gatekeepers and servants.