Turkish-English translations for beklenmedik:

unexpected · surprise · unforeseen · unusual · sudden · unanticipated · may · unpredictable · unannounced · other translations

beklenmedik unexpected

Ve sonra bir gün, bir pazar sabahı erkenden en beklenmedik şey oldu.

And then one day, early on a Sunday morning the most unexpected thing happened.

Ve birden beklenmeyen bir şey oldu.

And then something unexpected happened.

Arkadaşı Jean Michel beklenmedik bir şekilde şehirde, ve randevumuz artık bir çifte randevu.

His friend Jean Michel showed up unexpectedly in town, and our date is now a double.

Click to see more example sentences
beklenmedik surprise

Her zaman beklenmedik bir şey vardır.

There's always something to surprise you.

Ne beklenmedik ve hoş bir sürpriz.

What a pleasant and unexpected surprise.

Bu beklenmedik bir sürpriz.

This is an unexpected surprise.

Click to see more example sentences
beklenmedik unforeseen

Artık bahane veya beklenmedik sorunlar olmayacak. Çünkü her şeyi düşündüm.

Now, no more excuses or unforeseen problems, because I've thought of everything.

Farklı bir hikâye! Bir destan bir roman beklenilmeyen bir ölümle ilgili bir masal. Fark etmez!

A different story a saga or romance, a tale of unforeseen death it doesn't matter.

Ares Projesi ile ilgili beklenmeyen bir sorun çıktı.

There was an unforeseen complication with Project Ares. Ares?

Click to see more example sentences
beklenmedik unusual

Bu onun için beklenmedik değil ama bu hiçbir şey

That's not unusual for her but it's nothing

Beklenmedik bir şey var mı?

You have something unusual?

Enkazda beklenmedik seviyede yüksek düzeyde alüminyum, magnezyum, silikon ve demir oksit saptadım.

I found unusually high levels of aluminum, magnesium, silicon and iron oxide in the wreckage.

Click to see more example sentences
beklenmedik sudden

Belli bir rutini vardır sonra aniden bir şeyler olur, beklenmedik bir şeyler.

He is used to a certain routine, then suddenly something happens, something unexpected.

Bu çok ani ve beklenmeyen bir insanlık trajedisi.

This has been a sudden, unexpected human tragedy.

Bütün ani ve beklenmedik ölümler incelenir. Tabiiki.

All sudden and unexpected deaths are investigated.

Click to see more example sentences
beklenmedik unanticipated

Bazı beklenmedik yan etkileri vardı.

There were some unanticipated side effects.

Bu beklenmedik bir stres oldu.

This was an unanticipated stress.

Hayır, bu beklenmedik durum.

No, this was unanticipated.

beklenmedik may

Hey bekle, geri gelebilirler belki!

Hey, wait! They may be back!

Hayır, bekle, Darfur'u unut çünkü bu konuda bir düşüncesi olabilir.

No, wait, forget Darfur because she may have an opinion about that.

beklenmedik unpredictable

Bazı şeyler çok beklenmedik olabilir.

Things can be so unpredictable.

beklenmedik unannounced

Bu beklenmedik bir ziyaret, Vern.

V-E-R-N, this is an unannounced visit.