Turkish-English translations for belirgin:

distinct, distinctive · obvious · apparent · specific · clear · marked · significant · prominent · definite · defined · certain · evident · visible · pronounced · other translations

belirgin distinct, distinctive

Bence bu belirgin bir olasılık.

I think that's a distinct possibility.

Gayet belirgin bir kokusu var, değil mi?

It has a very distinct scent, doesn't it?

Çünkü çok belirgin çığlık çiziklerin var.

Because you have very distinct scream lines.

Click to see more example sentences
belirgin obvious

Hayır, en belirgin dedim en saçma olan değil.

No, I said the most obvious, not the most ridiculous.

O çok belirgin bir şüpheli.

He's a pretty obvious suspect.

Bu aynı belirgin gidişat, Laura.

It's the same obvious pattern, Laura.

Click to see more example sentences
belirgin apparent

Yani kurbanlar arasında belirgin bir bağlantı yok

So there's no apparent connection between the victims.

Belirgin ısırma izleri yok.

There's no apparent bite marks.

Um, Ford ticari uçtu merkezi Güney Afrika Cumhuriyeti bazı belirgin bacak sorun ile.

Um, Ford flew commercial from the central South African Republic with some apparent leg trouble.

Click to see more example sentences
belirgin specific

Ama daha belirgin olmaya başladı.

But it's getting more specific.

Daha belirgin bir şey söyle.

Tell me something specific.

Bu belirgin, mantıklı bir cevap.

That's a specific, logical answer.

Click to see more example sentences
belirgin clear

Bence bu seferki çok belirgindi!

I think this one's pretty clear.

Bu bir radar görüntüsü. O yüzden resim çok belirgin değil.

It's a radar image, so the picture's not very clear.

Acil durum çıkışları gayet belirgin.

Emergency exits are clearly marked.

Click to see more example sentences
belirgin marked

Belirgin ısırma izleri yok.

There's no apparent bite marks.

Bu bağlama izleri de daha az belirgin.

These ligature marks are less distinct, as well.

Acil durum çıkışları gayet belirgin.

Emergency exits are clearly marked.

Click to see more example sentences
belirgin significant

Henüz çok belirgin bir şey yazmış değilim.

I haven't written anything very significant yet.

Ön tarafta belirgin hasar var.

Got significant front end damage.

Luminol sıkınca belirgin bir kan serpintisi göründü.

The luminol gave a significant blood spatter.

Click to see more example sentences
belirgin prominent

Belirgin alın çıkıntısı ve eğimli ön kemik kurbanın Kafkasyalı bir erkek olduğunu gösteriyor.

The prominent brow ridge and the slanted frontal bone indicate the victim is a Caucasian male.

Bu sembolü de her yerde gördüm ama daha az belirgin sergileniyor.

I've seen this symbol everywhere, too but much less prominently displayed.

Çok belirgin bir Corpus Collosum'un var.

You have a very prominent corpus collosum.

Click to see more example sentences
belirgin definite

Belirgin bir şey değil, sadece bir his.

It's nothing definite, just a feeling.

Belirgin yapısal hasar var.

There's definite structural damage.

Çok belirgin bir ton vardı.

There was a definite tone.

Click to see more example sentences
belirgin defined

Onlar ince değil sadece çok belirgin.

They're not thin. they're just well defined.

Bu en belirgin özellikleridir.

It's the most defining characteristic.

Kenarları çok keskin ve belirgin.

Edges are too sharp and defined.

Click to see more example sentences
belirgin certain

Sadece belirgin şeyleri.

Just certain things.

Belirgin bir lirik kalitesi var.

It has a certain lyrical quality.

Belirgin bir soyut niteliği var.

It has a certain abstract quality.

belirgin evident

Bir parça sakal ve bıyık belirgin.

A faint mustache and beard are evident.

Bilirsin işte, açık belirgin, bariz.

You know. Obvious, evident, tangible.

belirgin visible

Daha belirgin ve daha görünmez.

More visible and more invisible.

belirgin pronounced

Hayır, kafatası çıkıntıları daha az belirgin.

No, the cranial ridges are less pronounced.