Turkish-English translations for belirli:

specific · certain · particular · very · definitive, definite · given · clear · specified · faithful · responsible · designated · other translations

belirli specific

Erkek, kadın, genç, yaşlı. Belirli bir araştırma alanı yok.

Men, women, young, old, no specific field of research.

Mümkün olan en kısa sürede" belirli bir zaman değil.

As soon as possible" is not a specific time.

Öyle büyük ya da belirli bir şey değil.

No, it's nothing big or specific like that.

Click to see more example sentences
belirli certain

Topluluğumuzda belirli bir kadın var, dul, çok özel bir kadın.

There's a certain woman in our community, a widow, a very special woman.

Belirli bir oyuncu tarzı var.

That's a certain kind of player.

Belirli koşullar altında durum bu.

That is, under certain conditions.

Click to see more example sentences
belirli particular

Evet ama onun belirli bir sebebi vardı.

Yeah, well, he had a particular reason.

Seni korkutan belirli bir film var mı?

Is there any particular movie that scares you?

Aklında belirli bir kimse var mı?

You got anyone in particular in mind?

Click to see more example sentences
belirli very

Topluluğumuzda belirli bir kadın var, dul, çok özel bir kadın.

There's a certain woman in our community, a widow, a very special woman.

Çünkü kendine çok belirli bir yol seçtin.

Because you have chosen a very specific path

Ve siz çok belirli birisiniz.

And you are so very particular.

Click to see more example sentences
belirli definitive, definite

Sence belirli bir düzen var mı?

You think there's a definite pattern?

Kesin bir görüşüm yok belirli bir görüşüm yani.

I have no definite opinion no specific opinion.

Belirli bir toplumsal amacı var.

It has a definite social purpose.

Click to see more example sentences
belirli given

Teğmen, size belirli emirler verilmişti.

Lieutenant, you were given specific orders.

Kundakçılık ve tecavüz arasındaki belirli korelasyon

Given the correlation between arson and rape

Kundakçılık ve tecavüz arasındaki belirli korelasyon Pekala, bu ilginç ama korkarım ki alakasız.

Given the correlationbetween arson and rape well, it's interesting,but it's irrelevant, I'm afraid.

belirli clear

Ama açıkça duruldu belirli bir hedef vardır.

But it has a specific target was clearly focused.

Belirli fizyolojik işaretler olmadan. Biraz daha zor.

Without clear physiological signs it's a little more difficult.

belirli specified

Belirli saatler ve belirli müfredat dahilinde.

Within specified hours and a specified curriculum.

belirli faithful

Sizin belirli bir inancınız var mı, Kaptan?

Do you follow a particular faith, captain?

belirli responsible

Bu iyi ama himaye altındaki kişinin de belirli sorumlulukları var.

That's fine, but a protege has certain responsibilities also.

belirli designated

Ve Akıncılar belirli bir için yaratıldılar.

And raiders were designed to do a specific job.