Turkish-English translations for belirsiz:

unidentified · vague · uncertain · unknown · ambiguous · specific · obscured, obscure · fuzzy · subtle · dim · faint · equivocal · indistinct · undefined · clouded · distant · unsettled · hesitant · other translations

belirsiz unidentified

Evet, Kimliği belirsiz asyalı yaşlı bir kadın

Yeah, an unidentified old Asian woman

Kurban burada John burada, ve bu kimliği belirsiz adam da pencerede.

The victim is here John is here, and this unidentified male, at the window.

Kimliği belirsiz bir araç konvoya yaklaşıyor General.

Unidentified vehicle approaching through convoy, General.

Click to see more example sentences
belirsiz vague

İki gün önce birlikte yaşamak hakkında belirsiz bir konuşma yaptık ve sonra ortadan kayboldun.

Two days ago we had a vague conversation about moving in together, and then Then you disappear.

Evet, ama bu kez, belli belirsiz hatıralar var.

Yeah, but this time, I kinda have vague memories.

Elinde sadece belirsiz bir telefon görüşmesi var.

All you've got is a vague phone conversation.

Click to see more example sentences
belirsiz uncertain

Bunların belirsiz zamanlar olduğunu biliyorum ve bu sizin için zor bir dönüşüm oldu.

I know these are uncertain times and this has been a difficult transition for you.

Ama sonunda belirsiz ama umut verici bir gelecekle yüzleşmeye hazırım.

But I'm finally ready to face an uncertain but promising future.

Tedaviler var. Ama en iyisi bile belirsiz.

There are treatments, but even the best are uncertain.

Click to see more example sentences
belirsiz unknown

Cinayet Şüphesi ölüm sebebi belirsiz?

Suspected murder cause of death unknown"?

"Kimliği belirsiz katil".

"The unknown murderer".

Kimliği belirsiz kadın, beyaz.

One unknown female, white.

Click to see more example sentences
belirsiz ambiguous

Bay Wallace, kitap belirsiz bir notla bitiyor.

Mr. Wallace, the book ends on an ambiguous note.

Şuna bak. Olivier Castro Staal'ın "Perdeler Arasında Belirsiz Şekiller"i.

Check this out."'Ambiguous Figure Between Curtains' by Olivier Castro-Staal.

Çok belirsiz bir isim.

It's an ambiguous name.

Click to see more example sentences
belirsiz specific

Karaciğer biyopsisi yalnızca belirsiz iltihap gösterdi.

Liver biopsy only revealed non-specific inflammation.

En iyi cinsiyeti belirsiz kişi kazansın.

May the best gender non-specific person win.

İç Güvenlik Bakanlığı, belirsiz hedeflere bayılır.

Homeland Security certainly loves non-specific threats.

Click to see more example sentences
belirsiz obscured, obscure

çünkü Linne bu gruba kriptogram dedi kriptografi gizli ya da belirsiz olanı açıklığa kavuşturuyordu.

and because Linné called this groupe cryptogams– –with crypto indicating "hidden"or" obscured".

Belirsiz bir teknik ayrıntıdan bahsetmiyorum Bay Worf.

We're not talking about some obscure technicality, Mr. Worf.

Kan örneklerinde belirsiz bir bakteri var.

Blood samples are showing obscure bacteria.

Click to see more example sentences
belirsiz fuzzy

Herşey gevşek ve belirsiz.

Everything's loose and fuzzy.

Ve bazı belirsiz şekiller.

And some fuzzy shapes.

belirsiz subtle

Çok belli belirsiz, ama bu gerçekten yeni bir tür faşizm.

It's very subtle, but it's a new form of fascism, really.

Belli belirsiz bir koku ama ben alabiliyorum.

It's a subtle smell, but I can smell it.

belirsiz dim

Belirsiz ve uzak bir geçmişte bu yaratığın ataları suda yaşıyordu.

Somewhere in the dim and distant past this creature's ancestors lived in water.

Her şey belirsiz.

Everything is dim.

belirsiz faint

Burada belirsiz bir kesik izi var.

There's a faint cut mark here.

Belli belirsiz çukurluklar var.

Got some faint indentations there.

belirsiz equivocal

EKG ve troponin testi belirsiz.

EKG and troponins were equivocal.

belirsiz indistinct

Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsizdi.

And everything he sees is blurred and indistinct.

belirsiz undefined

Karakterim belirsiz mi?

My character's undefined?

belirsiz clouded

Belirsiz bulutlar, etkisiz ışık.

Uncertain clouds, unemphatic light.

belirsiz distant

Belirsiz ve uzak bir geçmişte bu yaratığın ataları suda yaşıyordu.

Somewhere in the dim and distant past this creature's ancestors lived in water.

belirsiz unsettled

Belirsiz bir taş doğal olarak oyuncuya en büyük olası neticeyi sunar.

An unsettled stone naturally presents the player with the largest potential outcomes.

belirsiz hesitant

Darbede belli belirsiz bir tereddüt izi bile var.

Even a stigmata of hesitation In the stroke.