Turkish-English translations for belirti:

sign · symptom, symptoms · indication, indicator · show · evidence · token · mark · clinic · other translations

belirti sign

Korkacak bir şey yok, küçük bir kız belirtisi de yok.

There's nothing to be afraid of, no sign of a little girl.

Boğuşma belirtisi yok, başka bir yerde kan da yok.

No signs of a struggle, no blood anywhere else.

Hala yaşam belirtisi yok Kaptan.

Still no signs of life, Captain.

Click to see more example sentences
belirti symptom, symptoms

Bu belirtileri daha önce sadece bir kez geçirmişsin Jacob öldükten sonra.

You've only had these symptoms once before after Jacob died.

Bugün herhangi bir belirti fark ettin mi?

Did you notice any symptoms today?

Ve diğer belirtiler.

And other symptoms.

Click to see more example sentences
belirti indication, indicator

Mac, burada zorla girme belirtisi var ama boğuşma belirtisi yok.

Mac, there's signs of forced entry here, but no indication of a struggle.

Komik, bir dakika önce sert bir hava belirtisi yoktu.

Funny, a minute ago, there wasn't any indication of rough weather.

Fakat çok uzak, hiç dilityum belirtisi yok.

But so far, there's no indication of any dilithium.

Click to see more example sentences
belirti show

Tamam"sana inanıyorum mu yoksa" Tamam" hiç bir yalan belirtisi göstermiyorsun mu?

Okay"you believe me or" okay" I'm not showing any signs of lying?

Ajan Coulson'a bu enjekte edilmiş ve tam anlamıyla birkaç dakika sonra yaraları hücresel yenilenme belirtileri göstermiş.

Agent Coulson was injected with that, and literally minutes later, his wounds showed signs of cellular regeneration.

Evet, panik ve paronaya belirtileri gösteriyor, bu yüzden

Yeah, she's showing signs of panic and paranoia. So

Click to see more example sentences
belirti evidence

Hiç kanıt yok ama belirtiler uyuyor.

No evidence, but the symptoms fit.

Bay Bray, kurbanın kalça ve kaval kemiğinde yoğunlaşma belirtileri var.

Mr. Bray, the victim's femur and tibia show evidence of thickening.

Herhangi bir hematom belirtisi yok.

No evidence of subdural hematoma.

Click to see more example sentences
belirti token

Bu bir aşk belirtisi.

It's a love token.

Benito, aşkımın ve sadakatimin bir belirtisi olarak bu yüzüğü takıyorum.

Benito, take this ring as a token of my love and fidelity.

belirti mark

Bütün eski belirtiler geri döndü, Mark.

All the old patterns are back, Mark.

belirti clinic

Çünkü bu bir klinik depresyon belirtisi olabilir.

Because that could be a sign of clinical depression.