belirtisi

Korkacak bir şey yok, küçük bir kız belirtisi de yok.

There's nothing to be afraid of, no sign of a little girl.

Bu iyi bir belirti değil, değil mi?

It's not a good sign, is it?

Sanırım bu iyi bir belirti.

I think that's a good sign.

Bu bir belirti, değil mi?

That's a sign, isn't it?

Bu harika bir belirti.

This is a great sign.

Hayat belirtisi var ama pek değil.

Anything? There's life, but not much.

Bir mesaj, belki de ya da zamanın başlangıcından bir zekâ belirtisi.

A message, perhaps, or a sign of intelligence from the beginning of time.

kapıları ve pencereleri kapatın ve herhangi bir enfeksiyon belirtisini lütfen rapor edin.

keep windows and doors covered, and please report any signs of the infection.

Enfeksiyon belirtisi yok. Metabolik ya da otoimmün bir hastalık değil.

There's no sign of infection, it's not a metabolic or autoimmune disease.

Hiç hayat belirtisi yok.

There's no sign of life.