Turkish-English translations for belki:

maybe · perhaps · well · likely · probably · could be · can be · possibly · perchance · other translations

belki maybe

Bak, onun için hoş bir şey yaparsan belki ben de senin için yaparım.

Look, if you do something nice for him, maybe I'll do something nice for you.

Belki de bu yüzden buradayım.

Maybe that's why I'm here.

Belki bu yüzden hepimiz buradayız.

Maybe that's why we're all here.

Click to see more example sentences
belki perhaps

O zaman belki sen ve ben sakin bir yere gidip eski zamanları konuşabiliriz.

Then perhaps you and I could go and find somewhere quiet and talk about old times.

Belki ama bu durumda değil.

Perhaps, but not in this case.

Belki de artık gitsen iyi olur canım.

Well, perhaps you should be going now, dear.

Click to see more example sentences
belki well

Biliyor musun, belki de bu iyi bir şeydir.

Well, maybe that's a good thing, you know?

Şey, belki de bu yolla değil.

Well, maybe not that way.

Aslında, pekala, belki de ben

You know, well, maybe I'll just

Click to see more example sentences
belki likely

Belki senin gibi değil, ama, uh

Maybe not like you, but, you know

Belki de seni bu yüzden seviyorum Tom.

Maybe that's why I like you, Tom.

Ama belki o bana benden daha yakın

But maybe she is more like me than myself.

Click to see more example sentences
belki probably

Bugün kız kardeşim için çok önemli bir gün, belki de hayatının en önemli günü.

This is a very special day for my sister, probably the most important of her life.

Kim bilir, belki de çoktan ölmüştür.

Who knows, probably already dead.

Bugün olmaz belki ama

Probably not today, but

Click to see more example sentences
belki could be

Belki de bu senin için iyi olur.

Maybe this could be good for you.

Düşündüm de belki benim kızım da şirket için faydalı olabilir.

Was thinking maybe my daughter could be of use for the company

Peki, belki Tony ve Maria gibi olabilir.

Well, maybe we could be like Tony and Maria.

Click to see more example sentences
belki can be

Belki ben de öyle olabilirim.

Maybe I can be like that.

Belki bir gün ben de doğru yerde olur, iyiliği iade ederim.

Maybe one day I'll be in the right place and can return the favor.

Belki onun bir parçası olabilirim ben de.

And maybe I can be a part of that.

Click to see more example sentences
belki possibly

Belki de, ama onun hakkında ne biliyorsun?

Possibly, but what do you really know about her?

Zaten evde bir at, bir kedi ve belki de ölmüş bir ev arkadaşım var

And I got a horse and a cat, possibly a dead roommate, so

Her yıl birkaç tane daha dağ gorili ve belki birazcık daha iyimserlik var.

Every year, there are a few more mountain gorillas and, possibly, just a little more optimism.

Click to see more example sentences
belki perchance

Ya da belki bir rüya.

Or perchance a dream.

Bir araba. Belki bir BMW.

A car, a BMW perchance.

Uyumak, rüya görmek belki de.

To sleep, perchance to dream.