Turkish-English translations for benzersiz:

uniqueness, unique · unlike · incomparable · inimitable · matchless · other translations

benzersiz uniqueness, unique

Belli ki bu çok ama çok benzersiz bir durum.

Guys, this is obviously a very, very unique situation.

Bu çok benzersiz bir dava.

This is a most unique case.

Efendim, bana güvenin, sesi benzersiz bir adam bu.

Sir, hear me out. This man has a unique voice.

Click to see more example sentences
benzersiz unlike

Daha önce tanıştığım hiç kimseye benzemiyor.

He's unlike anyone I've ever met before.

Senin küçük ülkelerine benzemez, Kanada ve Fransa gibi.

Unlike your lesser countries, like Canada and France.

Ve daha önce karşılaştığım cabernet üzümlerine hiç benzemiyor.

And it's unlike any other Cabernet I've ever had before.

Click to see more example sentences
benzersiz incomparable

Benim sıra dışı, emsalsiz, benzersiz gençliğim önemli değil.

My unconventional, incomparable, inimitable youth is not important.

Merhaba Eric, benzersiz Steve Nash'le tanıştın mı?

Hey, eric, did you meet the incomparable steve nash?

Benzersiz bir duygudur. Eşsiz.

It's a unique feeling, incomparable

Click to see more example sentences
benzersiz inimitable

Benim sıra dışı, emsalsiz, benzersiz gençliğim önemli değil.

My unconventional, incomparable, inimitable youth is not important.

benzersiz matchless

Benzersiz Rokpa mı?

The Matchless Rokpa?