biçen

Evet, sana bir zamanlar büyükannesine ait olan paha biçilmez bir kolye verdi.

Yes, and he gave you a priceless necklace that once belonged to his grandmother.

Paha biçilmez bir hediye bu, ama bunu hak edecek hiçbir şey yapmadım.

It is a priceless gift, but I have done nothing to deserve it

Ülkemizin binlerce yıllık, paha biçilmez elmas, inci, mücevher, tablolar, heykelleri.

Our country's thousands of years old.. ..priceless diamonds, pearls, jewellery, paintings, statues.

Ama o senin için paha biçilemez ve bu çok daha önemli.

It's priceless to you, and that's so much more important.

Ama ben sana paha biçilmez bir şey vereceğim.

But I'm going to give you something priceless

Biliyor musun, bu için biçilmiş kaftansın, Preston.

You know, you're perfect for this job, Preston.

Bu paha biçilemez bir aile yadigârıdır.

This is a priceless family heirloom

Patrick onun için değerli, bu da onu benim için paha biçilmez yapıyor.

Patrick is precious to her, which makes him invaluable to me.

O kolye paha biçilemez bir aile yadigarıydı.

That necklace was a priceless family heirloom.

Bu, paha biçilemez bir aile yadigarıdır.

It is a priceless family heirloom.