bilardo

Ben bilardo masası ile bir randevum var.

Well, I got a date with a pool table.

Ya da "Hep fakirdin, ama şimdi, bir bilardo masan var.

Or "You've always been poor, but now, you have a pool table.

John Wayne bunun gibi bir şey taşırdı, bilardo oynasaydı eğer.

John Wayne would carry something like this if he played pool.

Büyük bir içkiye ve bir bilardo maçına ihtiyacım var.

I just need a big drink and a game of pool.

Her zaman bir bilardo masası istemiştim.

I've always wanted a pool table.

Sana bir kahve getirdim ve bilardo oynadık.

I brought you a coffee and we played pool.

Bu bir çeşit ölü bilardo maçı mı?

Is this some kind of dead pool game?

Bu bir bilardo masası tatlım.

That's a pool table, honey.

Sen ve ben biraz bilardo oynayalım mı?

You and I gonna shoot some pool?

Yukarıda dört, caddenin karşısında bir, çatıda bir, bilardo salonunda bir.

Four upstairs, one across the street, one on the roof, one shooting pool.