Turkish-English translations for bileşen:

components, component · ingredient · compound · other translations

bileşen components, component

Tıpkı alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı gibi genetik bileşenleri var.

Just like alcoholism or drug addiction, there's a genetic component.

Bir de akciğer bileşeni var.

There's a pulmonary component.

O da diğer her tarif ya da matematik denklemi gibi. Bir bileşeni çıkarırsan tamamı kendi kendine dökülür.

Just like any other recipe or math equation, remove one component, and the whole thing implodes on itself.

Click to see more example sentences
bileşen ingredient

Aynı peynirli makarna gibi ama özel bir bileşeni var.

It's like mac and cheese, but with a special ingredient.

Barnaby, bize kayıp bileşen hakkında yalan söyledin.

Barnaby, you lied to us about the missing ingredient.

Bitki örtüsü ateş için ikinci bir can alıcı bileşen sağladı.

Vegetation supplied a second crucial ingredient for fire.

Click to see more example sentences
bileşen compound

Organik bileşenler algılıyorum, Bioplazmatik şarj, ve muazam bir sinir sistemi ağı.

I'm reading organic compounds, bioplasmic discharges, a vast network of neural pathways.

Bu, iyonik bileşenli gümüşten yapılmış bir patlayıcı.

It's an explosive ionic compound made from silver.

Bazı nitrojeniz bileşen örneği toplamak üzere, ama bir fırtına ile karşılaştık ve düştük.

To coIlect some nitrogenase compound, but we encountered a storm and we crashed.

Click to see more example sentences