bileti

Ve sonunda bana bir Londra bileti gönderdi ve ben de pes ettim.

And finally he sent me a plane ticket to London, and I gave in.

Bunlar bu akşam için film biletleri, senin için ve. .'

These are two movie tickets for this evening, for you and"'

Hey, bir araba al, otobüs bileti al, ne yaparsan yap, sadece git burdan.

Hey, buy a car, get a bus ticket, do whatever, just get out of here.

Yüz bin dolar nakit. Bir de Şikago'ya otobüs bileti.

One hundred thousand dollars cash and a bus ticket to Chicago.

İçinde bir uçak bileti vardı değil mi?

There was a plane ticket inside, right?

Sadece bana bir uçak bileti gönder.

Just send me a plane ticket.

İçinde tren bileti olan bir mektup aldım.

I got a letter with a train ticket inside

Bu seyahat acentesi olduğunu Helen için bir uçak bileti aldım nerede.

That's the travel agency where you bought a plane ticket for Helen.

Bu bir uçak bileti.

That's a plane ticket.

Bu biletleri bizzat getirdiğin için çok teşekkür ederim.

Thank you so much for bringing these tickets in person.