Turkish-English translations for bilgi:

information · knowledge · info · know · data · detail · fact · science · report · learning, learned · intelligence · know-how · command · insight · line · ken · expertise · skill · lore · competency, competence · gen · Griffin · other translations

bilgi information

Benim için yeni bir bilgi var mı?

Do you have any new information for me?

Aile hakkında daha fazla bilgi lazım.

We need more information on this family.

Bunun için herhangi bir bilgi yok.

There's no information for it.

Click to see more example sentences
bilgi knowledge

Bir Jedi gücü bilgi için, savunma için kullanır, asla saldırı için değil.

A Jedi uses the Force for knowledge and defense, never for attack.

Erken Amerikan savaş tarihi hakkında detaylı bilgi sahibi erkek bir hemşire.

A male nurse with a detailed knowledge of early American war history.

Ona bunun bilgi köşesi için olduğunu söyle.

Tell her this is for her knowledge corner.

Click to see more example sentences
bilgi info

Daha fazla bilgi edinmeye çalışıyorum ama bu çok büyük olabilir.

I'm working at getting more info, but this could be big.

Ama yine de, sadece bilgi için.

But still, just for the info.

Çabuk bilgi için sağ ol.

Thanks for the fast info.

Click to see more example sentences
bilgi know

Polis memuru için çok üzgünüm ama bu konuda hiçbir bilgim yok.

I'm very sorry about your police officer, but I don't know anything about it.

Ama fazla bir bilgim yok.

But I don't know much.

Ama silahlar hakkında hiç bir bilgim yok.

But I know nothing about weapons.

Click to see more example sentences
bilgi data

Tıbbi bilgiler, bilimsel kanıtlar var sigaraya dair teknik veriler var.

There's medical information, scientific evidence technical data with respect to cigarettes.

Bu bilgiyi istiyor musun Mike?

You want this data, mike?

Bilgiyi Prototip'e gönderiyor, beş, dört, üç, iki, bir ve iletildi.

Transmitting data to the Archetype, in five, four, three, two, one, and transmit.

Click to see more example sentences
bilgi detail

Bizde kurbanlar hakkında daha fazla bilgi ve daha iyi fotoğraflar var.

We have more details about the victims and better pictures than any other.

Şu anda başka bir bilgi yok.

There's no other details right now.

Elimizde şu an başka bir bilgi yok.

We have no other details for now.

Click to see more example sentences
bilgi fact

Bu ilginç bir bilgi değil

It's not an interesting fact

Başka ilginç bir bilgi daha var.

Here is another interesting fact.

Yanlış bilgiler için garip bir gün.

It's a weird day for false facts.

Click to see more example sentences
bilgi science

Belki burada bir fen bilgisi öğretmeni vardır.

Perhaps we have a science teacher here.

Biyoloji, matematik ve fen bilgisi öğreteceğim.

And I teach biology, math and science.

Bilim, ilerleme, bilgi

Science, progress, knowledge

Click to see more example sentences
bilgi report

Şimdi senden tam bir rapor almak istiyorum. Ve ben de bilgi paylaşmaya hazırım.

Now I'm going to want a full report and I'm willing to share information.

Bayan Hazel Marshall, lütfen uçuş bilgi masasına geliniz.

Miss Hazel Marshall, please report to the flight information counter.

Bay Howard Beals, lütfen uçuş bilgi masasına geliniz.

Mr Howard Beals, please report to the flight information counter.

Click to see more example sentences
bilgi learning, learned

Affedin beni majesteleri, bilgili bir adam değilim ben ama öldürmek ile kurban etmek arasında bir fark var mı?

Forgive me, Your Grace, I'm not a learned man, but is there a difference between kill and sacrifice?

Bilgiyi öğrenmek demek, yeni şeyler öğreniyoruz anlamına gelir.

To learn knowledge means we're learning new things.

Bilgili bir dedektif bunu bir ipucu olarak görür.

A learned detective might consider that a clue.

Click to see more example sentences
bilgi intelligence

Sen benim tek bilgi kaynağım değilsin, Charlie.

You are not my only source of intelligence, Charlie.

Bu global bir bilgi şirketi.

It's a global intelligence company.

Joan, Hollanda İstihbaratından bilgi geldi.

Joan, dutch intelligence came through.

Click to see more example sentences
bilgi know-how

Başkan nasıl? herhangi bir bilgi, bildiğiniz her şey.

How is the President? any background information, anything you know.

Ama Bay Delaney'nin bilgisine ihtiyacım var.

But I'll need Mr. Delaney's know-how.

Senin işin çok fazla bilgi gerektirir.

Your job requires a lot of know-how.

Click to see more example sentences
bilgi command

O bilgiyi istiyorum, Komutan.

I want that information, Commander.

Bu bilgi sadece ben, komutan Adama ve bazı danışmanlar tarafından biliniyor.

This information was known only to myself, Commander Adama and a few select advisors.

Başkomutanlık acilen bilgi istiyor.

High Command urgently wants information.

Click to see more example sentences
bilgi insight

Özellikle hizmetçi için oldukça bilgili bir kadın.

An insightful woman, especially for a servant.

Bilgili, anlayışlı ve yaşlı bir hippi.

A wise, insightful, old hippie.

Ne konuda bilgili?

Insightful about what?

Click to see more example sentences
bilgi line

Bizim bu konuda bilgimiz yok Bay Hale.

We have no knowledge in that line, Mr. Hale.

Daily Planet bilgi hattı.

Daily Planet" info line.

Bilgi için bir telefon hattımız var.

We have a hot-line for the information.

Click to see more example sentences
bilgi ken

Ken Hill bu bilgilere sahip ve silahlı.

Ken Hill has the information, and he's armed.

Martin, Ken Hammond hakkında biraz daha bilgi edindim.

Martin, I got some more info on Ken Hammond.

Ken Gibbin, fen bilgisi öğretmeni.

Ken Gibbin, science teacher.

bilgi expertise

Bayan Vito'nun uzmanlığı genel otomotiv bilgisi üzerine.

Miss Vito's expertise is in general automotive knowledge.

İtiraz ediyorum, tanığın bilgisinden öte.

Objection beyond the witness's expertise.

bilgi skill

Ayrıca yeni yetenekler ve yeni bilgiler de ekleyebilir.

He could also add new skills.. new information.

Bilgi ve beceri!

Knowledge and skill!

bilgi lore

Tabii bu sadece bir bilgi.

Of course, that's the lore.

Bu da eski bilgilerde var.

That's in the lore, too.

bilgi competency, competence

O bilgi rakip bir istihbarat teşkilatından geldi.

That intel came from a competing spy service.

bilgi gen

Bu bir X bilgisi.

It's a gen x thing.

bilgi Griffin

Ben Bayan Griffin, sizin seks bilgisi hocanızım.

I'm Mrs. Griffin, your new sex ed teacher.