Turkish-English translations for bilinmeyen:

known · unknown · secret · strange · mystery, mysterious · unknowable · x · obscure · unidentified · unchartered · other translations

bilinmeyen known

Bu ciddi olarak bilinmeyen bir adam için oldukça ciddi bir yolculuk, Bay Wayne.

That's a pretty serious trip for a guy who's not known for getting serious, Mr. Wayne.

Sanırım her zaman biliyordum.

I think I've always known.

John Dorian olarak doğdu, ama kısaca JD olarak biliniyor: doktor, arkadaş, aşık.

He was born John Dorian but he was simply known as JD: doctor, friend, lover.

Click to see more example sentences
bilinmeyen unknown

Ya da belki küçük bir kız çocuğu okula gitmeden önce bilinmez bir oyun oynayan.

Or perhaps a little girl before leaving to school plays with the unknown neighbour.

Ama başarısız deneyler bizim için bilinmez değildir değil mi?

But failed experiments are not unknown to us, right?

O korkunç bilinmeyen şey.

This horrible unknown thing.

Click to see more example sentences
bilinmeyen secret

Eh, çok derin bir sır olmalı, çünkü ben hakkında bir şey bilmiyorum.

Well, that must be a very deep secret, 'cause I don't know about it.

İnsanlar biliyor; bu bir sır değil.

People know; it isn't a secret.

Morgan bir sır bilmek ister misin?

Morgan you want to know a secret?

Click to see more example sentences
bilinmeyen strange

Ona ne dedin, bilmiyorum. Ama son zamanlarda bir garip davranıyor. Son zamanlarda mı?

Well, I don't know what you said to him, but he's been acting very strange lately.

Ve tuhaf olan ne biliyor musun?

And you know what's strange?

Bu biraz tuhaf. Bizim için bile.

This is strange, even for us.

Click to see more example sentences
bilinmeyen mystery, mysterious

'Eminim ki zaman içinde ölümü benim için bile bir muamma olacak."'

I'm sure that in time her death will be a mystery even to me.

Bu gün bile benim için bir sır.

It is a mystery to me to this day.

Biliyor musun? Bu bir gizem, Ben.

You know, it's a mystery, Ben.

Click to see more example sentences
bilinmeyen unknowable

Şey, belki bu doğru ama, benim gerçeğim başka bir şey karanlık, bilinmeyen, iğrenç ve bozuk bir şey.

Well, maybe that's true, but my truth is something else something dark, unknowable, hideous and corrupt.

Ve bu onları bilinemez yapar.

And that makes them unknowable.

İstemeden, ya da en azından bilmeden, büyük bir talihsizliğe sebep oldunuz.

You have been unwiIlingly, or at Ieast unknowingly, the cause of a great misfortune,

Click to see more example sentences
bilinmeyen x

Bay X kim biliyor musun?

You know who Mr. X is?

Biliyorsun ki tüm hayatım boyunca bir "X" ile karşılaşmadım.

You know, my entire life, I haven't even met an "X

Riley kız "X"'i biliyor.

Riley knows about girl "X.

Click to see more example sentences
bilinmeyen obscure

Başka kim bilinmeyen bir korku filmi seçer?

Who else would choose an obscure horror film?

Kişisel nedenler, bilinmeyen bir hastalık.

Personal reasons, an obscure illness.

Bilinmeyen yabancı bir dil?

An obscure foreign language?

Click to see more example sentences
bilinmeyen unidentified

Kimliği bilinmeyen canavar her an bir tehlike yaratabilir.

The unidentified monster can create a danger any time!

Şimdilik tek bildiğimiz kimliği belirsiz bir beyaz erkek.

So far, all we have is an unidentified white male.

Bilinmeyen uçak, yasak hava sahasını ihlal ediyorsunuz.

Unidentified aircraft, you are violating restricted airspace.

Click to see more example sentences
bilinmeyen unchartered

Uzayın bilinmeyen bir yerinde bir görevim var..

There's a secret mission in uncharted space.

Bu adamlar, bilinmeyen sulara açılmışlar.

These guys were in uncharted waters.

Bilimsel açıdan bilinmeyen topraklardayız.

Scientifically, we're in uncharted water.