Turkish-English translations for bilme:

knowing · familiarity · knowledge · other translations

bilme knowing

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu sen değilsin, bunu sen de biliyorsun.

That is not you, and you know it.

Hayır, biliyor musun, sadece bu değil. Her şey.

No, you know what, it's not just that.

Click to see more example sentences
bilme familiarity

Biliyor musun bu adam bana tanıdık geliyor.

You know, this guy looks so familiar to me.

Ben bir şey olduğunu biliyordum Onun hakkında oldu tanıdık.

I knew there was something about him that was familiar.

Biliyor musunuz, bu bebek, bir şekilde bana çok tanıdık geliyor.

You know, that doll, it looks really familiar somehow.

Click to see more example sentences
bilme knowledge

Samuel Prometheus'un sabote edileceğini biliyordu ve bu bilgi onu öldürdü.

Samuel knew that Prometheus was being sabotaged and that knowledge got him killed.

Bir sürü şey biliyorsunuz, Bayan Haybourne ama bir o kadar da anlayamadığınız şey var.

You have much knowledge, Mrs. Haybourne, but there are many things that you do not understand.

Bilgisi hâlâ sınırlı Ama Merlin nasıl yapılacağını biliyordu.

Her knowledge is still limited. But Merlin knew how.

Click to see more example sentences