Turkish-English translations for bir tek:

only · one and only · solitary · other translations

bir tek only

Ve bu yüzden, genç ve çılgınca bir şey yapmak istedim, bunu yapmak istediğim tek kişi de sensin.

And so I wanted to do something young and crazy. And you're the only one I wanted to do it with.

Sanırım yapabileceğimiz tek bir şey var.

There's only one thing we can do.

Hayır, tek bir hayatım var.

No, I only get one life.

Click to see more example sentences
bir tek one and only

Ve bu yüzden, genç ve çılgınca bir şey yapmak istedim, bunu yapmak istediğim tek kişi de sensin.

And so I wanted to do something young and crazy. And you're the only one I wanted to do it with.

Sadece biri, tek ve yalnız biri.

Just one, the one and only one.

Ama bu burada işe yaramayacak bay Porter, çünkü ben sadece tek bir şey istiyorum.

But that not gonna work here, Mr. Porter, because I want one thing and one thing only.

Click to see more example sentences
bir tek solitary

Ve, Vincent Ajan Knox, belki seni tek kişilik bir hücreye aldırabilir.

And, Vincent, maybe Agent Knox can get you into a solitary cell.

George ve ben hiç mutlu olamadık, tek bir gün bile.

George and I were never happy. Not for one single, solitary day.

Uzaklarda doğuda tepelerin ve nehirlerin ormanların ve çöllerin ötesinde tek ve ıssız bir dağ bulunur.

Far to the east over ranges and rivers beyond woodlands and wastelands lies a single, solitary peak.

Click to see more example sentences