Turkish-English translations for birleşmek:

couple · meet · marry · unite · connect · band · grow · join · combine · link · agree · ally · associate · assemble · federate · to unite · knit · unify · reunite · converge · confederate · affiliate · amalgamate · congregate · consort · incorporate · merge · coalesce · consolidate · conjugate · meld · to join together · fasten · conjoin · other translations

birleşmek couple

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Hey, burada bir kaç tane daha var.

Hey, we got a couple more here.

İkimiz de burada bir kaç gün kalacağız.

We're both just here for a couple of days.

Click to see more example sentences
birleşmek meet

Artık sessiz olur musun! Çok önemli bir görüşmem var ve bu benim son şansım.

Now can you stay quiet I have an important meeting and it is my last chance

Toplantı için ilginç bir yer.

A strange place for a meeting.

Ve tekrardan, sizinle tanışmak büyük bir onur.

And, again, a great honor to meet you.

Click to see more example sentences
birleşmek marry

Hakkında başka bir şey bilmiyor musun yani? Ne yapıyor ya da evli mi?

So you don't know anything else about him like what he does or if he's married or anything?

Onunla evlenmek istiyorum. Ama o çok özel bir adam.

I want to marry him, but he's a very private man.

Evli bir erkek mi?

He was a married man.

Click to see more example sentences
birleşmek unite

Ve size garanti ediyorum bu odadaki her bir kişi bir gün Birleşmiş Devletlerin başkanı olacak.

And I guarantee you every single person in this room will one day be president of the United States.

Tüm müsait birimler

All available units

Stargate Komutanlığı bir bölüm olarak NASA değil. Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri.

Stargate Command is a branch not NASA. of the United States Air Force.

Click to see more example sentences
birleşmek connect

Aramızda bir bağ var ve bu sadece ikimiz de yalnızız diye değil. Hayır, ben yalnız değilim.

Well, no, it's just we have this connection and it's not just because we're both lonely

Bir bağlantı var.

There's a connection.

Dur bir saniye, Kevin Stack, Sarah Holt'la bağlantılı mı?

Wait a second, Kevin Stack is connected to Sarah Holt?

Click to see more example sentences
birleşmek band

Bu demek oluyor ki profesyonel bir grup gibi davranmaya başlamak için bir haftamız var.

Which means that we have one week to start acting like a professional band.

Sıkı çalıştık ve harika bir grup yarattık.

We've worked hard, and we've made a great band.

Hayır, aslında biz gerçek bir grup sayılmayız.

No, we're not actually really a band.

Click to see more example sentences
birleşmek grow

Artık güçlü ve büyük olabilirsin,,, Ve bir gün bu şehrin en önemli insanı olabilirsin,

Now you can grow big and strong and someday be the most important person in town.

Ben asla içeri büyümek için gerçek bir ev vardı

I never had a real house to grow up in.

İyi bir kariyerin olacak ama büyümek zorundasın!

You're gonna have a nice career but grow up.

Click to see more example sentences
birleşmek join

Ama lütfen bana bir iyilik yap, İyi örnek ol ve ilk önce Takım'a katıl.

But please, do me a favor, set a good example and join the Team first!

Neden bize bir içki için katıl mıyorsun?

Why don't you join us for a drink?

Ben bir içki alayım da size katılırım.

I'll just have a drink and join you.

Click to see more example sentences
birleşmek combine

O bir Collins ve iyi bir adam, bugünlerde bu nadir bir kombinasyon.

He's a Collins and a good man and these days, that's a desperately rare combination.

Blockbuster, Pizza Hut, Taco Bell; hepsinde çalıştım. Pizza Hut ve Taco Bell karışımı bir yer.

Worked at Blockbuster, Pizza Hut, Taco Bell combination Pizza and Taco Bell.

Bu bir kombinasyon.

It's a combination.

Click to see more example sentences
birleşmek link

Meme kanseri olan anneler kızlar ve kardeşler arasında genetik bir bağlantı var.

There's a genetic link between mothers and daughters and sisters who have had breast cancer.

Bilim ve büyü arasındaki kayıp halka bu işte.

So that's the missing link between science and magic.

Rachel Lawson ve Paul McNamara arasında bir ilişki var bakın.

Look for a link between Rachel Lawson and Paul McNamara.

Click to see more example sentences
birleşmek agree

Bir hata yaptım, hata bile değil senin katılmadığın bir karar verdim. Ve senin için her şey bu kadar.

I make one mistake, not even a mistake, one decision that you don't agree with, and that's it for you.

Bir dakika dur, biz bunun hakkında konuştuk ve anlaştık.

Wait a minute, we talked about this. We agreed.

En azından bir konuda anlaştık.

At least we agree on something.

Click to see more example sentences
birleşmek ally

Allie, burada şu an bir sorun var ama her şey yoluna girecek.

There is a problem here right now, Allie, but it's gonna be all right.

Worf, seni her zaman bir dost ve müttefik olarak gördüm.

Worf I have always considered you a friend and an ally.

Sen iyi bir çocuksun, Ally.

You're a good boy, Ally.

Click to see more example sentences
birleşmek associate

Benim adım Shawn Spencer. Meşhur bir psişik dedektifim. Bu da benim ortağım, Burton Guster.

My name is Shawn Spencer, well-known psychic detective, and this is my associate, Burton Guster.

İş arkadaşım hakkında bilmen gereken bir şey var.

There's something you ought to know about my associate.

Çok iyi bir satış direktörü olacak.

He's gonna be a fine sales associate.

Click to see more example sentences
birleşmek assemble

Joshua, bir ekip topla ve bunu kimin yaptığını bul.

Joshua, assemble a team immediately and find out who did this.

Hulk, var olan en güçlü kahraman ve Kaptan Amerika, ilk İntikamcı.? Toplanın, biz güçlüyüz?? Sonsuza kadar bir olarak savaşacağız?

The Hulk, strongest hero there is, and Captain America, the first Avenger. Assemble, we are strong forever fight as one

Git de bir takım hazırla.

Go ahead and assemble a team.

Click to see more example sentences
birleşmek federate

Bu bir Federasyon gemisi değil.

This isn't a Federation ship.

Bir Klingonlu olarak bir Federasyon subayını oğlunun vaftiz babası olarak seçmen.

For a Klingon to choose a Federation official as his son's godfather

Görünmezlik cihazı olan bir Federasyon gemisi mi?

A Federation ship with a cloaking device?

Click to see more example sentences
birleşmek to unite

Savaştan sonra, Büyükbabam Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Ve kuzey Oklahoma bir çiftlik satın aldı.

After the war, Granddad moved to the United States and bought a farm in northern Oklahoma.

İçine çekmeden, bir zamanlar Birleşik Devletler başkanı olan o adam gibi, yani Bill Clinton gibi.

Without inhaling, like that guy who used to be President of the United States, that guy Bill Clinton.

Tüm birimler, yeşil hatta kadar güneye maksimum hızla ilerleyin.

All units, proceed south to green line at maximum speed.

Click to see more example sentences
birleşmek knit

Bir prens için örüyor senin gibi bir şeytana değil elbette.

She's knitting it for a prince, not for a devil like you.

Bence bu, bizi bir arada tutan bir şey.

I think it's something that knits us all together.

Ben, senin için bir ceket ördüm.

I have knitted a sweater for you.

Click to see more example sentences
birleşmek unify

Birleşik bir Japonya hayali kurdum güçlü, bağımsız ve modern bir ülke hayali.

I have dreamed of a unified Japan of a country strong and independent and modern.

Bu spor ulusumuzu birleştiren bir din, ve bu top, bu top da Bizim Kutsal Kâse'miz.

It is our nation's unifying religion, and this ball, this ball It's our holy grail.

Bu Eylül ne seni bulmak istedim. denir Bir Düşünce Unifier.

It's what September wanted you to find. It's called a Thought Unifier.

Click to see more example sentences
birleşmek reunite

Biz de, engellerle karşılaşsak bile, Günün birinde tekrar bir araya geleceğiz; bu tılsımlarla.

Even if we encountered adversities, we will reunite again someday with these amulets.

Bir aile bir araya gelirken görüldü. Çok güzel bir his.

Spotted a family reunited, and it feels so good.

Victoria ve Conrad paraları ile yeniden bir araya geldiler.

Victoria and Conrad are reunited with their money.

Click to see more example sentences
birleşmek converge

Raylan Givens, Boyd Crowder ve Avery Markham yakında bir noktada birleşecekler Bay Vasquez.

Raylan Givens, Boyd Crowder, and Avery Markham are soon to converge, Mr. Vasquez.

Bu, yakınsak bir evrimin veya ortak bir soydan geldiğimizin işareti olabilir ve bunun imâsı bile şok edici.

It is indicating a convergent evolution, or perhaps a common ancestry, and the implications of that are staggering!

Hayır hayır, eski bir Ünitolojist deyimi vardır: Bütün hayat formları kavuşmada birleşecekler ve hepimiz bir olacağız.

No no, there's an old Unitologist proverb: all forms of life will unite in convergence and we shall be one.

Click to see more example sentences
birleşmek confederate

Fedaykin Al-Fali'nin tutuklanması için resmi bir teminat ve Gara Kulan siyeçinin müttefikliği için.

An official warrant for the arrest of Fedaykin Al-Fali and his confederates from Sietch Gara Kulan.

Şimdi, dışarıda bir yerde konfederasyon ordusu var.

Now, somewhere out there is the Confederate Army.

Bayan Haverford bir konfederasyon askeri ile bulustu.

Mrs. Haverford had a rendezvous with a confederate soldier.

Click to see more example sentences
birleşmek affiliate

Bay Reese, Jeremy Watkins organize suça karışmış bir şirkete çok fazla borca girmiş.

Mr. Reese, Jeremy Watkins was deeply in debt to an organized crime affiliate.

Hayır, hayır, din iIe bir aIakası yok.

No, no, it's not affiliated with any religion.

Amerikan İdol" ile bir bağlantısı yok.

Not affiliated with American Idol.

Click to see more example sentences
birleşmek amalgamate

Bu çok güzel! Senin harika bir ailen var, ve ben kahrolası bir amalgamım.

That's great That's great You know, you got a lovely family, and I'm a goddamn amalgam

Elizabeth, Danica Patrick ile "The Man from U.N.C.L.E." dizisinin korkunç bir bileşimi gibi.

Elizabeth is like a terrifying amalgamation of Danica Patrick and "The Man from U.N.C.L.E.

Şüphesiz, Loch Ness canavarı bir efsane ve efsanenin alaşımı olarak var olmakta.

Undoubtedly, the Loch Ness monster exists as myth and as an amalgam of myth.

Click to see more example sentences
birleşmek congregate

Şey, Ortodokslar onları kullanmaz, ama bir bir reform cemaatiyiz.

Well, the Orthodox don't use them, but we're a Reform congregation.

Cemaatimiz her hafta küçülüyor, ama bir tane yeni katılan var.

Our congregation gets smaller every week but we have a newcomer.

Papaz Lambrick'in cemaatine katıldığım, Bay Underhill'in de cemaatin üyesi olduğu bir gerçek.

It's true I've joined Pastor Lambrick's congregation and that Mr. Underhill is a member.

Click to see more example sentences
birleşmek consort

Ama bu, kuşkusuz sizin ve Leydi Jang için bir güç kaynağı olacaktır.

But this will undoubtedly be a source of strength for you and Consort Hui.

Bir hainin tohumundan doğmuş bir çocuk kralımız için uygun bir değildir.

Pycelle: A child born of a traitor's seed is no fit consort for our King.

Bir hainin tohumundan olan çocuk kralımız için uygun bir değildir.

A child born of a traitor's seed is no fit consort for our King.

Click to see more example sentences
birleşmek incorporate

Şunu bir dinle, Mandlebrot A.Ş sekiz gün önce şehir merkezinde bir çatı katı satın almış.

And get this, Mandlebrot Incorporated just bought a loft downtown eight days ago.

Bu bana bir cinayet filminin senaryosu gibi geldi.

This sounds like the screenplay to Murder Incorporated.

Apple şirketi bir kez daha manşetlerde.

Apple Incorporated is making headlines once again.

Click to see more example sentences
birleşmek merge

Ve bu iki galaksi birbirine karışan iki su gibi birleşirler.

And you get these two galaxies that merge like two fluids mixing together.

İnsan füzyonunu başarılı bir şekilde yapabilen tek bir büyücü gördüm.

I've only ever seen one sorcerer successfully merge human souls

İki trafik şeridinin tek şeritte birleşmesi gibi.

It's like two lanes of traffic merging into one.

Click to see more example sentences
birleşmek coalesce

ve şimdi onlar birleşiyor ve ve gerçek bir helikoptere dönüşüyorlar.

Now they begin to coalesce and they turn into a real helicopter.

Belki o görev sırasında bir bütünleşen tarafından emildi.

Maybe he was absorbed by a coalescent during that mission.

Bir gün tekrar toparlanacağını biliyordum.

I knew he'd coalesce again someday.

Click to see more example sentences
birleşmek consolidate

Uyuşturucu pazarlamak, Meksikalı bir çete kurmak, cinayet.

Drug trafficking consolidating a Mexican power base, murder.

Queen Consolidated'de bir şeyler oldu.

Something happened at Queen Consolidated.

Bir Queen Consolidated yaka kartı.

A Queen Consolidated I.D. badge.

Click to see more example sentences
birleşmek conjugate

Buluşma hakkımı kaybettim, pendejo. ve hepsi senin küçük bir kalıp sabunun yüzünden.

I lost my conjugals, pendejo. and all because of your little bar of soap.

Sen en son ne zaman bir şeyle çiftleştin?

When's the last time you conjugated anything?

Bu bir karı koca ziyareti değil, yiyişmeyi kesin.

This isn't a conjugal visit, so quit your conjugating.

Click to see more example sentences
birleşmek meld

Peki bu temel olarak akıl karıştırıcı bir Vulcan mı?

So this is basically a Vulcan mind-meld, right?

Eğer bir sorun çıkarsa, zihin birleştirmeyi keseceğim.

lf something goes wrong, I'll break the meld.

Bir çeşit zihin birleşmesi.

Some sort of mind meld.

Click to see more example sentences
birleşmek to join together

Sevgili konuklar, bugün burada Reed Richards ve Sue Storm'u kutsal evlilik bağıyla birleştirmek için toplandık.

Dearly beloved, we are gathered here today to join Reed Richards and Sue Storm together in holy matrimony.

Bugün burada toplanmamızın sebebi Debra ve Marty'i kutsal evlilik bağıyla birleştirmek.

We're gathered here today to join together Debra and Marty in holy matrimony.

Bugün, burada toplanmamızın sebebi Thad ve Marty'i, kutsal evlilik bağıyla birleştirmek.

We're gathered here today to join together Thad and Marty in holy matrimony.

Click to see more example sentences
birleşmek fasten

Babydreams sihirli bant bağlantıları ve kumaş gibi özelliği olan bir çocuk bezidir

The Babydreams is a diaper with a cloth-like fabric, and magic tape fasteners.

Onu bir ağaca bağlayın!

Fasten him to a tree!

Saten bir kurdele tülden bir eteğe bağlı.

A satin ribbon fastened to a tulle skirt.

birleşmek conjoin

İnsan ve Espheni DNA zinciri birleşti ve yeni, büsbütün farklı bir şeye dönüştü.

Her human and Espheni DNA strands have conjoined and become something new and altogether different.

Ne çeşit bir nesne hem zehirler hem de birleştirir?

But what kind of artifact poisons and conjoins?