Turkish-English translations for birlikte:

together · with · along · along with · together with · co · however · other translations

birlikte together

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Sen ve ben çok, çok, çok uzun zamandır birlikte çalışıyoruz.

Now you and me, we've worked together a long, long, long time.

Onu seviyorsun. Belki o da seni seviyor. Birlikte mutlu bile olabilirsiniz.

You love her, maybe she loves you, you might be happy together.

Click to see more example sentences
birlikte with

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Biliyor musun, Seni hiç onunla birlikte görmedim.

You know, I've never seen you with her once.

O zaman babanla birlikte gel.

Then come with your father.

Click to see more example sentences
birlikte along

Bir hafta sonra diğer adam ortadan kayboldu karısı, ailesi, çocukları ve erkek kardeşi ile birlikte.

A week later, the other guy disappeared, along with his wife, his parents, his children, and his brother.

Evet. Ve Jack Stevens zaten meşgul bir adam, birçoğuyla birlikte.

And Jack Stevens is already a very busy man, along with many others.

Onun eski şeylerle birlikte.

Along with her old things.

Click to see more example sentences
birlikte along with

Bir hafta sonra diğer adam ortadan kayboldu karısı, ailesi, çocukları ve erkek kardeşi ile birlikte.

A week later, the other guy disappeared, along with his wife, his parents, his children, and his brother.

O zaman sen de çocukla birlikte ölürsün.

Then you will die along with the child.

Sonra da kör hırs ile birlikte geldi.

Then you came along with your blind ambition.

Click to see more example sentences
birlikte together with

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Birlikte çalışıyoruz, Bir tane olacak ve tek bir kalp.

We work together, with one will and one heart.

Beni Daniel ile birlikte koydun.

Put me together with Daniel.

Click to see more example sentences
birlikte co

Çünkü Bay Hindistan'ı yirmi kez o kızla birlikte izlemedin.

'Cos you haven't watched Mr. India twenty times with that girl.

Şirket Koloni İdaresi ile birlikte bu koloniyi finanse etti.

The corporation co-financed that colony with Colonial Administration.

Anastasia Campbell diye biri Kaçak Kızak'ı birlikte yazdığımızı öne sürüyor.

Someone named Anastasia Campbell is claiming that she co-wrote Runaway Sleigh.

Click to see more example sentences
birlikte however

Bununla birlikte eğer hala bana ödeme yapmak istiyorsanız yo, hayır para ile değil. para değil.

However if you are still willing to pay me no, not with money. Not with money.

Bununla birlikte, bir seçeneğin var.

You do, however, have a choice.

Bununla birlikte bu adamın adı Holland.

This man's name, Holland, however.

Click to see more example sentences