bitirici

Adam, dışa dönük sert biri, bir profesyonel arka planda kalan bir politikacı veya avukat, bitirici

This was an extrovert tough guy, a professional, A backroom politician or a lawyer, a fixer,

Adamım, bu bitirici bir şey.

Man, that is killer stuff.

Alan Harper bir sorun. Zeki, hırslı ve bitirici biri.

Alan Harper is a problem; he is smart, ambitious, thorough

İyi bir bitirici değilsin, biliyor musun?

You're not a great fixer, you know that?

Adam, dışa dönük sert biri, bir profesyonel arka planda kalan bir politikacı veya avukat, bitirici İnsanlarla arası iyi olan biri.

This was an extrovert tough guy, a professional a backroom politician or a lawyer, a fixer, the type that's good with people.

Malcolm Turner sıradan bir avukat değildi bitirici biriydi.

Malcolm Turner wasn't just any lawyer, the guy was a fixer.

İş bitirici. Şirket casusu, kanıt temizleyici.

He's a fixer. corporate espionage Evidence scrubber.

İş Bitirici bu arabayı gerçekten çok sever, Moe.

Boy, the Fixer really loves this car, Moe.

Peki durdurulamaz, bitirici Annie'ye ne oldu?

And what happened to Annie the Unstoppable Go-getter?

Oltacı, iki içeriden adam, bir yem ve bir bitirici.

A roper, two inside men, a lure and a fixer.