Turkish-English translations for bitmek:

finish · end · go · come · to finish · be over · break · to end · stop · die · expire · give · end up · quit · run · peter · to be over · discontinue · spring · run out · fail · pass · drop · cease · terminate · conclude · lapse · adore · other translations

bitmek finish

Yaşlı adamın işi bitti. Son dört yıldır yeni bir Şerif var.

The old man is finished, we've got a new sheriff these last four years.

Sen yemeğini bitir de gidelim tamam mı?

Just finish your dinner and let's go, ok?

O zaman her şey bitmiş.

Then it is all finished.

Click to see more example sentences
bitmek end

Nerede ve ne zaman biteceğini sadece o ve kız biliyor.

Only he and she know where and when it will end.

Lütfen şimdi bitir şunu!

Please end this now!

En azından gün bitene kadar kal.

Stay at least till the end today.

Click to see more example sentences
bitmek go

Her şey bitti, ben eve gidiyorum.

It's all over, I'm going home.

Şimdi git ve işi bitir, tamam mı?

Now go and close the deal, all right?

Bu bitene kadar kimse bir yere gitmiyor.

Nobody's going anywhere until this is over.

Click to see more example sentences
bitmek come

Her şey bitti artık, hadi.

It's all over now, come on.

Hadi ama George, her şey bitti artık.

Oh, come on, George. It's over.

Beş dakika içinde işini bitir ve çık.

Finish it in five minutes and come out.

Click to see more example sentences
bitmek to finish

Ian Doyle ile bir yıl önce, Bir savaş başladı. Bu takım ve ABD hükümeti bu işi bitirmek zorunda kaldı.

You started a war with Ian Doyle years ago that this team and the U.S. government had to finish.

Ve sanırım o da bu işi o gece bitirmek istiyordu.

And I think he just wanted to finish up that night.

Bu aptalca işi bitirmek istiyorum, tamam mı?

I just want to finish this dumb job, okay?

Click to see more example sentences
bitmek be over

Kendine bir iyilik yap ve bana nerede olduğunu söyle ki bütün bunlar bitsin.

Do yourself a favor and tell me where it is, and this can all be over.

Bir hafta sonra her şey bitmiş olacak.

A week from now, this will all be over.

Yarım saat içinde her şey bitmiş olacak.

In half an hour, it will all be over.

Click to see more example sentences
bitmek break

Eh, benim öğle yemeği molası bitti.

Well, my lunch break is over.

Demek yaz tatili bitti?

So summer break is over?

Tamam bebeğim, ara bitti.

Okay, babe, break time's over.

Click to see more example sentences
bitmek to end

Her neyse, okul bir kaç gün sonra bitti, ve babası temmuzda Florida'ya transfer edildi.

So anyway, school ended a couple of days later and her father got transferred to Florida in July.

Bunu şimdi bitirmek için bir şansın var.

You have a chance to end this now.

Bu işi böyle bitirmek daha iyi gibi görünüyor.

This just seems like a better way to end it.

Click to see more example sentences
bitmek stop

Dur, dur. Her şey bitti.

Stop, stop, it's over.

Bu burada bitiyor. Hemen şimdi.

It all stops right here, right now.

Çünkü bu soy burada bitti?

Because this family stopped here?

Click to see more example sentences
bitmek die

Peki o zaman, madem burada işin bitti, hadi git ve öl

Well then, since your work here is done, just go ahead and die

O zaman hepiniz ölürsünüz, çünkü bu bitti.

Then you all die, because this is over.

Sen öl ve bu bitsin!

You die and it's all over!

Click to see more example sentences
bitmek expire

Çalışma iznin altı ay önce bitmiş.

Your work permit expired six months ago.

Süresi geçen hafta bitmiş.

This expired last week.

Geri sayım iki saat sonra bitiyor.

That countdown expires in two hours.

Click to see more example sentences
bitmek give

Şimdi tüm bunlar bu gece bitiyor, çünkü bana her şeyi vereceksin.

Now this whole thing ends tonight, 'cause you're gonna give me everything.

Bana işi bitirmek için bir fırsat ver.

Give me a chance to finish the job.

Bir duvar, bir televizyon ve bir de yatak ver, bitti, mutluyum.

Just give me a wall, a tv, and a bed, and I'm happy.

Click to see more example sentences
bitmek end up

Güzel, güzel genç kız bunun gibi, böyle bitti.

Pretty, pretty young girl like this, end up like that.

Ama itiraf etmek zorunda sen bitti en azından iyi kardeşi ile.

But you have to admit, at least you ended up with the better brother.

Ben her şeyi unutunca bitti. ilk zamana kadar beni öptü.

I ended up forgetting everything. Until the first time you kissed me.

Click to see more example sentences
bitmek quit

Evet ama, ah burada ki işimiz tam olarak henüz bitmedi.

Yes, but, uh we're not quite finished here yet.

Henüz bitmedi Sayın Yargıç.

Not quite yet, Your Honor.

Ama henüz işimiz bitmedi.

We're not quite finished yet.

Click to see more example sentences
bitmek run

Her zaman bitiyor etrafında rock yıldızları gibi.

You're always running around like rock stars.

Kaçmak artık bitti, tamam mı?

We are done running, okay?

Devam et, kaç, seni bitli, pis kokulu balık!

Go on. Run, you lousy, stinking fish!

Click to see more example sentences
bitmek peter

Üzgünüm Peter, bu bitti.

I'm sorry, Peter. It's over.

Peter, artık bitti.

Peter, it's over.

Artık bitti, Peter.

It's over, Peter.

Click to see more example sentences
bitmek to be over

Her şey bitmiş olmalı

Everything has to be over

Bu artık bitsin istiyorum. Bu gece.

I just want this to be over tonight.

Özgür olmam gerek ve şimdi, uzun bir çabadan sonra savaş bitti.

I need to be free and now, after a long struggle, the battle's over.

Click to see more example sentences
bitmek discontinue

Belki de bu yüzden bu araştırmasını bitirdi.

Maybe that's why he discontinued this line of research.

Açıkçası biz hemen onun üyeliğini bitirdik.

Obviously we immediately discontinued his subscription.

Bilgisayar, programı bitir ve sil.

Computer, discontinue program and erase.

Click to see more example sentences
bitmek spring

Yaz tatili bir ay önce bitti.

Spring break was over a month ago.

Spring sokaktaki neredeyse bitti.

The spring street's almost done.

Güz Bahar Dönemini yeni bitirdik.

We just finished fall-spring semester.

bitmek run out

Vücudum çok fazla adrenalin üretiyor sonra da bitiyor.

My body produces too much adrenaline and then runs out.

Cep telefonumun şarjı bitti.

My cellphone battery's run out.

Triff yağı bitene kadar.

Until the Triffoil runs out.

bitmek fail

Aşk asla bitmez.

Love never fails.

Hayır, adamım, özgürlük bitmez.

No, man, freedom didn't fail.

bitmek pass

Her neyse, bitti ve geçtim.

Anyway, it's over and I passed.

On hafta geçti, ve yarın talim kampı bitiyor.

Ten weeks have passed, and tomorrow we finish boot camp.

bitmek drop

İndir silahı, bitti artık!

Drop the gun. It's over!

Bırak onu, Cobb, Herşey bitti.

Drop it, Cobb, it's all over.

bitmek cease

Mucizeler asla bitmez.

Wonders never cease.

Mucizeler hiç bitmez mi?

WiII wonders never cease?

bitmek terminate

Bu tren yolu, burada bitiyor.

This train terminates here.

bitmek conclude

Böylece Bay Geiss'in mali paylaşımı bitti.

That concludes mr. Geiss' financial disbursements.

bitmek lapse

Üç yıl önce bitmişti.

It lapsed three years ago!

bitmek adore

Ama Jean-luc o bitli melezi seviyordu.

But jean-luc adored the flea-bitten mongrel.